ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta İran ile duyurulan anlaşmanın ‘bir mutabakat zaptı’ olduğunu ve değişikliğe açık olduğunu belirterek, “Beğenmezsem, onlara ateş etmeye geri döneriz” tehdidinde bulundu. Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile yaptığı görüşme öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, anlaşmanın henüz kesinleşmediğini ve ABD’nin şartlar sağlanmazsa askeri seçenekleri masada tuttuğunu vurguladı. Bu sözler, Beyaz Saray ile Tahran arasında dolaylı yollardan yürütülen müzakerelere ilişkin belirsizliği artırırken, bölgedeki tansiyonun yeniden yükselme ihtimalini gündeme getirdi.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, geçtiğimiz günlerde İran ile nükleer programının sınırlandırılması ve bölgesel faaliyetlerine ilişkin bir ‘çerçeve anlaşması’na vardıklarını açıklamıştı. Ancak Başkan Trump’ın Çarşamba günü yaptığı açıklamalar, bu anlaşmanın bağlayıcılığına gölge düşürdü. Trump, “Bu bir mutabakat zaptı, anlaşma değil. Eğer hoşlanmazsak, bombalamaya devam ederiz” ifadelerini kullandı. Beyaz Saray sözcüsü daha sonra yaptığı açıklamada, Trump’ın sözlerinin “müzakere taktiği” olduğunu savunsa da, bu açıklamalar uluslararası toplumda endişe yarattı.
İran tarafından ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Tahran yönetimi, daha önce yaptığı açıklamalarda, müzakerelerin devam ettiğini ancak henüz nihai bir metin üzerinde uzlaşılmadığını duyurmuştu. Uzmanlar, Trump’ın bu sözlerinin İran’daki reformist kanadı zor durumda bırakabileceği gibi, müzakereleri de olumsuz etkileyebileceği görüşünde. Zira İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine kısa bir süre kala, ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşma iç siyasette hassas bir denge unsuru olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump’ın yeniden askeri seçeneklere işaret etmesi, özellikle Basra Körfezi’ndeki petrol tankerlerinin güvenliği ve uluslararası deniz ticareti açısından risk oluşturuyor. Geçtiğimiz aylarda bölgede Husi güçlerinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarında İran yapımı silahlar kullanılması, Washington’un Tahran’a yönelik baskıyı artırmasına neden olmuştu. Trump’ın son açıklamaları, ABD’nin sözde anlaşma sürecine rağmen İran’a yönelik maksimum baskı politikasını sürdüreceğini gösteriyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidale çağırırken, diplomatik çözümden yana olduklarını yineledi. Fransa ve Almanya, ABD’nin anlaşmadan tek taraflı çekilmesinin bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceği uyarısında bulundu. Öte yandan İsrail, Trump’ın sert tutumunu desteklerken, Suudi Arabistan’ın da dolaylı olarak anlaşma sürecine dahil olduğu iddiaları basına yansıdı. Ancak Riyad yönetimi bu iddiaları yalanladı. Petrol piyasaları ise Trump’ın açıklamalarının ardından kısa süreli bir yükseliş yaşadı, ancak arz fazlası endişeleri fiyatları baskılamaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle ABD-İran geriliminden doğrudan etkilenmektedir. Olası bir askeri çatışma, Türkiye’nin güney sınırında yeni bir kriz yaratabilir ve enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, bu tür krizlerde diplomatik çözümden yana tavır almakta, ancak aynı zamanda ABD ile ilişkilerini de dengelemek zorundadır. Trump’ın anlaşmayı sorgulaması ve yeniden saldırı tehdidinde bulunması, Türkiye’nin bölgesel stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Özellikle PYD/YPG ve Irak’taki gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde, Tahran-Washington hattındaki her sarsıntı Ankara’yı yakından ilgilendirmektedir.