ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran ile çatışmayı sona erdirmek için hazırlanan ön anlaşmanın ABD ve İran tarafından dijital ortamda imzalandığını duyurdu. Trump, Cuma günü İsviçre'de düzenlenecek resmi imza töreni öncesinde, anlaşmanın elektronik olarak onaylandığını belirtti. Ancak anlaşmanın kapsamı ve koşullarına ilişkin detaylar henüz netlik kazanmış değil. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, bazı unsurları yalanlayarak anlaşmayla ilgili çelişkili sinyaller verdi. Anlaşmanın hangi konuları kapsadığı, tarafların taahhütleri ve uygulama takvimi gibi kritik noktalar henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.
Anlaşmanın arka planı ve imza süreci
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, aylardır Umman ve İsviçre'de devam ediyordu. Özellikle nükleer program, bölgesel gerginlikler ve yaptırımların hafifletilmesi gibi başlıklar masadaydı. Trump yönetimi, 2018 yılında İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilmiş ve 'maksimum baskı' politikası uygulamıştı. Son aylarda ise dolaylı görüşmelerin hız kazandığı gözleniyordu. Dijital imza süreci, tarafların anlaşma metnini kabul ettiğini ancak kamuoyuna açıklanmayan bazı maddeler üzerinde mutabakat sağlandığını gösteriyor. Trump'ın sosyal medya paylaşımlarında 'yeni bir nükleer anlaşma' ifadesini kullanması ve ardından 'bazı iddiaların asılsız olduğunu' söylemesi, anlaşmanın kapsamına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada ise anlaşmanın 'geçici' ve 'sınırlı' olduğu vurgulandı. İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, Tahran yönetimine yakın kaynaklar anlaşmanın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılmasını ve bazı yaptırımların kaldırılmasını içerdiğini öne sürdü.
Anlaşmanın imza töreninin Cuma günü İsviçre'nin Zürih şehrinde yapılması planlanıyor. Törende ABD Dışişleri Bakanı ve İran Dışişleri Bakanı'nın hazır bulunması bekleniyor. Ancak Trump'ın törene katılıp katılmayacağı henüz net değil. Anlaşma metninin imza töreninden sonra kamuoyuyla paylaşılması muhtemel. Bu süreçte, ABD Kongresi'nden anlaşmaya onay gelmesi gerektiği de belirtiliyor. Kongre'deki Cumhuriyetçi ve Demokrat kanatların anlaşmaya farklı yaklaşımları, onay sürecini zorlaştırabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile yapılacak olası bir anlaşma, Ortadoğu'daki güç dengelerini önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, anlaşmanın kapsamına ve uygulanabilirliğine odaklanmış durumda. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik herhangi bir anlaşmanın ' kötü' olacağını ifade etmişti. Suudi Arabistan ise İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlaması koşuluyla anlaşmaya sıcak bakıyor. Küresel ölçekte ise anlaşma, enerji piyasalarını ve petrol fiyatlarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip. İran yaptırımlarının hafiflemesi, küresel petrol arzını artırabilir ve fiyatları aşağı çekebilir. Ayrıca, ABD'nin Çin ve Rusya ile rekabetinde İran'ın pozisyonu da kritik önem taşıyor. Anlaşma, İran'ın Çin ve Rusya ile olan ilişkilerini de yeniden şekillendirebilir.
Avrupa Birliği, anlaşmanın sağlanması için arabuluculuk çabalarını sürdürdü. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, anlaşmanın 'bölgesel istikrar için önemli bir adım' olduğunu belirtti. Ancak anlaşmanın belirsizliği, uluslararası toplumda temkinli karşılanmasına neden oluyor. Uzmanlar, anlaşmanın uygulanması ve izlenmesi için güçlü bir mekanizma kurulması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel milis güçleriyle bağlantısı gibi konuların anlaşma kapsamına alınıp alınmadığı merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran ile ticaretinin artmasına ve doğalgaz ithalatında daha avantajlı koşullar elde etmesine olanak sağlayabilir. Ayrıca, bölgesel gerginliklerin azalması, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarında da yeni fırsatlar doğurabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın nükleer programına yönelik sınırlamalar getirmesi, Türkiye'nin nükleer enerji santrali projeleri ve bölgesel nükleer silahlanma yarışı açısından dikkatle izlenmelidir. Türk dış politikası, bu süreçte dengeli bir pozisyon alarak hem Batı ittifakı hem de İran ile ilişkilerini sürdürmeye çalışacaktır.