ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la savaşı sona erdiren anlaşmayı imzalamasının ardından ülke genelinde benzin fiyatları galon başına ortalama 4 doların altına düşerek sürücülere kısmi bir raf getirdi. Ancak fiyatlar, ABD-İsrail ortak saldırısı öncesine kıyasla hâlâ galon başına yaklaşık 1 dolar daha yüksek seyrediyor. Uzmanlar, anlaşmanın enerji piyasalarındaki arz endişelerini azalttığını ancak tam toparlanmanın zaman alacağını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Anlaşma, Trump yönetiminin İran'la diplomatik bir çözüm bulma çabalarının sonucu olarak geldi. İmzalanan mutabakat, İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirirken, ABD'nin de bazı yaptırımları kaldırmasını öngörüyor. Anlaşma metni, tarafların birbirlerinin egemenlik haklarına saygı göstermesi, bölgedeki askeri gerilimi azaltması ve enerji ticaretinin önündeki engelleri kaldırması gibi maddeler içeriyor.
Özellikle Basra Körfezi'ndeki petrol tankerlerine yönelik saldırıların durması, küresel petrol arzındaki belirsizliği azalttı. Petrol fiyatları anlaşma haberiyle birlikte varil başına 10 doların üzerinde düşüş yaşarken, bu düşüş benzin pompalarına da yansıdı. Ancak ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, ülkedeki ortalama benzin fiyatı hâlâ 4.20 dolar seviyesinde ve saldırı öncesi olan 3.20 dolara göre belirgin şekilde yüksek.
Uzmanlar, rafineri kapasitelerinin ve lojistik sorunların fiyatlardaki düşüşü sınırladığını ifade ediyor. Ayrıca, anlaşmanın yürürlüğe girmesi uzun sürerse, piyasaların yeniden bir savaş senaryosu fiyatlaması riski bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyecek boyutta. Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi ülkeler, anlaşmanın bölgesel güvenlik mimarisini değiştireceğini düşünüyor. İran'ın ekonomik olarak rahatlaması, bölgede Yemen, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerdeki vekil güçlerini de etkileyebilir.
Küresel enerji piyasalarında ise anlaşma, arz güvenliği açısından olumlu karşılandı. ABD'nin ham petrol üretimi anlaşmayla birlikte daha da artabilir; zira İran petrolünün tekrar dünya piyasalarına dönmesi, OPEC+ içinde yeni bir denklem yaratacak. Ancak Rusya ve Suudi Arabistan'ın bu duruma nasıl tepki vereceği merak konusu. Özellikle Rusya, İran'ın piyasaya dönüşünün kendi pazar payını daraltabileceğini düşünüyor.
Analistler, anlaşmanın uzun vadede küresel enflasyon üzerinde de etkili olabileceğini, ucuzlayan enerji maliyetlerinin merkez bankalarının faiz indirimlerine alan açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak İran'la yapılan anlaşmadan doğrudan etkilenecek. Anlaşma, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını kolaylaştırabilir; ayrıca bölgede istikrarın artması, Türk ihracatçılar için Irak ve İran pazarlarını daha öngörülebilir hale getirebilir. Öte yandan, ABD'nin yaptırımları kaldırmasıyla İran'ın rekabet gücü artarsa, Türk şirketlerinin Ortadoğu'daki inşaat ve altyapı projelerindeki konumu zorlaşabilir. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de İran'la dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda. Enerji maliyetlerindeki olası düşüş, cari açığı azaltıcı etki yapabilir, ancak jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalktığı söylenemez.