ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varılan anlaşmanın ardından Orta Doğu'da 'her cephede tam bir ateşkes' beklediklerini söyledi. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, anlaşmanın bölgesel gerilimi azaltacağını ve ABD'nin askeri müdahale seçeneğini geçici olarak rafa kaldırdığını belirtti. Başkan, İran'ın nükleer programına ilişkin anlaşmanın ötesinde, Yemen, Suriye ve Irak'taki çatışmaların da sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı. Trump'ın bu çıkışı, Tahran yönetimiyle yürütülen dolaylı müzakerelerin meyvesini verdiği yorumlarına yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında Umman'ın arabuluculuğunda yürütülen gizli müzakereler, geçtiğimiz hafta nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasıyla sonuçlanmıştı. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında, ABD'nin Tahran'a yönelik bazı yaptırımları kaldırmasını öngörüyor. Ancak Trump, bu anlaşmanın sadece bir başlangıç olduğunu, özellikle Yemen'deki Husilere İran desteğinin kesilmesi ve Suriye'de İran destekli milislerin çekilmesi gerektiğini belirtti.
Beyaz Saray'daki görüşmede, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in de dolaylı olarak devrede olduğu ve anlaşmanın uygulanmasını izleyecek ortak bir komisyon kurulacağı öğrenildi. Trump yönetimi, ayrıca Irak ve Lübnan'daki İran yanlısı grupların da silah bırakmasını istiyor. İran cephesinde ise, Dini Lider Ali Hamaney'e yakın kaynaklar, anlaşmayı 'geçici bir taktik hamle' olarak nitelendirirken, reformcular yaptırımların hafiflemesinden memnun.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın 'ateşkes' çağrısı, özellikle Yemen'deki savaşın sona erdirilmesi için Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne de mesaj olarak yorumlanıyor. Riyad yönetimi, Yemen'de Husilere karşı yürüttüğü savaşta ABD desteğine bağımlı olsa da, doğrudan İran ile diyaloğa sıcak bakmıyor. Analistler, Trump'ın bu hamlesinin, 2024 başkanlık seçimleri öncesi dış politikada 'barış getiren lider' imajını güçlendirme amacı taşıdığını belirtiyor.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'İran'ın nükleer tehdidinin henüz bitmediğini' söyleyerek Washington'a uyarıda bulundu. Rusya ve Çin ise, ABD'nin bölgeden çekilmesi halinde oluşacak güç boşluğunu kendi lehlerine kullanmaya çalışabilir. Orta Doğu'daki genel tablo, Trump'ın 'ateşkes' vaadinin hayata geçmesinin, yalnızca İran'ın değil, aynı zamanda ABD'nin bölgesel müttefiklerinin de tavrına bağlı olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerde doğrudan yer almasa da, anlaşmanın bölgesel yansımaları Ankara'yı yakından ilgilendiriyor. Özellikle Suriye ve Irak'ta İran destekli grupların olası bir ateşkese uyması, Türkiye'nin terörle mücadelesini ve sınır güvenliğini olumlu etkileyebilir. Ancak, ABD-İran yakınlaşmasının Orta Doğu'daki güç dengelerini değiştirmesi, Türkiye'nin Rusya ile koordineli yürüttüğü Astana sürecini zora sokabilir. Ankara, İran'ın nükleer anlaşmadan elde edeceği ekonomik rahatlamanın ise, Türkiye ile ticari ilişkileri canlandırabileceğini öngörüyor. Yine de, Trump'ın 'her cephede ateşkes' söyleminin somut adımlara dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.