ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmak için hazırladığı iddia edilen 14 maddelik mutabakat zaptı (MOU), henüz imzalanmamış olmasına rağmen basına sızdı. Bloomberg ve CNN gibi haber kuruluşları, belgenin tam metnine ulaştıklarını duyurdu. Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung ise sızıntıyı doğrulamazken, Başkan Trump’ın belgenin ancak Cuma günü Washington ile Tahran arasında bizzat imzalandıktan sonra kamuoyuyla paylaşılacağını söylediğini aktardı. Sızan metne göre anlaşma, İran’ın nükleer programının sınırlandırılması, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve bölgesel gerilimin azaltılması gibi kritik başlıkları içeriyor.
Mutabakatın detayları: Nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel angajman
14 maddelik MOU’nun ilk maddeleri, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %3,67’nin altında tutmasını ve mevcut stoklarını yurtdışına göndermesini öngörüyor. Ayrıca İran, Fordow ve Natanz tesislerinde uluslararası denetimlere tam erişim izni verecek. Karşılığında ABD, İran Merkez Bankası ve petrol ihracatına yönelik ikincil yaptırımları 6 ay içinde kaldırmayı taahhüt ediyor. Ancak yaptırımların tamamen sona ermesi, İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğine bağlı olacak.
Belgenin dikkat çeken bir diğer maddesi, İran’ın Yemen’deki Husilere ve Lübnan’daki Hizbullah’a askeri desteğini sonlandırmasını öngörüyor. Bu madde, Suudi Arabistan ve İsrail’in yoğun lobi faaliyetleri sonucu eklendi. Ayrıca İran, Irak ve Suriye’deki Şii milis grupları üzerindeki kontrolünü azaltma sözü veriyor. ABD ise Basra Körfezi’nde askeri varlığını azaltmayı ve İran’a yönelik tehdit dilini yumuşatmayı kabul ediyor.
Ancak mutabakatın en tartışmalı maddesi, “İran’ın balistik füze programı” başlığını taşıyor. Buna göre İran, menzili 300 km’yi aşan füzelerin testini durduracak, ancak mevcut füze stokunu elinde tutabilecek. Bu madde, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri tarafından “yetersiz” olarak nitelendiriliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Anlaşma, Ortadoğu’da yeni bir denge yaratma potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılmasından memnuniyet duyarken, İsrail anlaşmayı “eksik” bularak füze programının tamamen durdurulmasını talep ediyor. Avrupa Birliği ise anlaşmayı “olumlu bir adım” olarak değerlendirirken, UAEA denetimlerinin bağımsızlığının korunması gerektiği uyarısında bulundu.
Rusya ve Çin, anlaşmanın İran’a yönelik yaptırımları hafifletmesinden yana olsa da, ABD’nin tek taraflı adımlarına şüpheyle yaklaşıyor. Özellikle Çin, İran’dan petrol alımının önünün açılmasını memnuniyetle karşılarken, Rusya ise İran’ın askeri programındaki kısıtlamaların bölgesel güç dengesini etkileyebileceğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a yönelik yaptırımların hafiflemesinden doğrudan etkilenecek. Anlaşma kapsamında yaptırımların kalkması, Türkiye’nin İran’dan doğalgaz ve petrol ithalatını kolaylaştırabilir ve enerji maliyetlerini düşürebilir. Ancak İran’ın bölgesel nüfuzunun azalması, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Özellikle İran destekli grupların kontrolünün azalması, Türkiye’nin PKK/YPG ile mücadelesinde yeni fırsatlar veya riskler yaratabilir. Ayrıca ABD’nin Körfez’deki askeri varlığının azaltılması, Türkiye’nin NATO içindeki konumunu ve Doğu Akdeniz politikasını da etkileyebilir.