Eski dost, şimdi baş düşman: Donald Trump’ın uzun süreli avukatı ve “problem çözücüsü” Michael Cohen, sekiz yıl aradan sonra ilk kez kamuoyu önünde Trump ile ilgili açıklamalarda bulundu. Cohen, “Eskiden her şeyimi paylaşırdık; şimdi karşı karşıyayız” dedi. Görüşmede, Trump’ın İran’a yönelik politikaları, ABD ekonomisinin durumu ve kızgınlıkları onarma çabaları öne çıkan başlıklar oldu.
Sekiz Yıl Sonra İlk Röportaj: Cohen’in Gözünden Trump
Michael Cohen, Trump’ın 2016 başkanlık kampanyası sırasında “sus payı” ödemeleriyle gündeme gelmiş, daha sonra Trump aleyhine tanıklık yaparak hapis cezası almıştı. Cohen, The New York Times’a verdiği röportajda, “Trump artık benim için bir lider değil; o sadece kendi çıkarlarını düşünen bir iş insanı” ifadelerini kullandı. Cohen, Trump’ın İran konusunda “tehditkâr” bir tutum sergilediğini, ancak ekonomik olarak ülkenin zor durumda olduğunu söyledi.
Cohen, Trump’ın “İran’a karşı sertlik” politikasının aslında iç politikada oy toplamaya yönelik bir hamle olduğunu savundu. “Trump, İran’ı şeytanlaştırarak kendi tabanını konsolide etmeye çalışıyor. Ancak bu politikaların sonuçları, Orta Doğu’da istikrarsızlığı artırmaktan başka bir işe yaramıyor” dedi.
Ekonomi konusunda Cohen, Trump yönetiminin vergi indirimlerinin zenginleri kayırdığını, orta sınıfın ise giderek fakirleştiğini iddia etti. “Amerikan rüyası artık bir illüzyon; insanlar sağlık sigortası bulamıyor, eğitim masrafları katlanıyor” diye konuştu.
Küresel Etki: İran ve Ötesi
Cohen’in açıklamaları, uzmanlara göre Trump’ın dış politikasının ne kadar kişisel hesaplara dayandığını gösteriyor. İran’a yönelik yaptırımlar, nükleer anlaşmadan çekilme kararı ve son olarak artan askeri gerilim, bölgede yeni bir çatışma endişesini beraberinde getiriyor. Cohen, “Trump’ın İran’a yönelik politikaları, ülke içinde popülaritesini artırmak için bir araç; ancak sonuçları küresel petrol piyasasını ve güvenlik dengelerini etkiliyor” şeklinde konuştu.
Uzmanlar, Cohen’in yorumlarının, Trump’ın karar alma süreçlerindeki keyfiliğin bir kanıtı olduğunu belirtiyor. Özellikle İran Devrim Muhafızları’nın terör örgütü listesine alınması ve ABD’nin bölgeye askeri yığınak yapması, tansiyonu yükseltmiş durumda. Bu gelişmeler, uluslararası toplumda da tepki çekiyor; Avrupa Birliği ve Çin, yaptırımlara karşı çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD’nin İran politikalarından doğrudan etkilenen ülkeler arasında. İran’a yönelik yaptırımlar, Türkiye’nin enerji ithalatında alternatif arayışlara gitmesine neden oluyor. Ayrıca, bölgede artan gerilim, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Ankara, ABD’nin İran’a yönelik baskı politikasının istikrarsızlığı artıracağını savunuyor. Cohen’in açıklamaları, Trump yönetiminin dış politikasında kişisel hesapların ön planda olduğunu gösteriyor; bu da Türkiye-ABD ilişkilerinde öngörülebilirliği azaltıyor. Türkiye’nin, bu gelişmeler ışığında diplomatik girişimlerini sürdürmesi ve bölgesel istikrar için çaba göstermesi bekleniyor.