ABD Başkanı Donald Trump, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin yürütülen müzakerelerin ilerlediğini açıkladı. Bu açıklama, Tahran'daki bazı milletvekillerinin söz konusu anlaşmaya Amerikan ve İsrail gemilerinin boğazdan geçişini yasaklayacak bir madde eklemek istediklerini duyurmalarının ardından geldi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, müzakerelerin olumlu bir seyir izlediği belirtilirken, İran'ın nihai tutumunun henüz netleşmediği vurgulandı. Öte yandan, ABD Hazine tahvilleri, 10 yıllık getirilerin birkaç baz puan artmasının ardından istikrarını korudu.
Hürmüz Boğazı'nda Gerilim ve Diplomasi
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, uzun süredir ABD ile İran arasındaki gerilimin odak noktası olmayı sürdürüyor. Son aylarda, ABD ve İran'ın dolaylı müzakerelere başlamasıyla birlikte, bölgede tansiyonun düşürülmesine yönelik umutlar artmıştı. Umman'ın arabuluculuğunda yürütülen bu görüşmeler, yalnızca boğazın güvenliğini değil, aynı zamanda İran'ın nükleer programına ilişkin geniş çaplı bir anlaşmanın önünü açabileceği yorumlarına neden oluyor.
İran Meclisi'ndeki muhafazakar milletvekillerinin son hamlesi ise müzakere sürecini karmaşıklaştırdı. Söz konusu milletvekilleri, hazırlanan anlaşma metnine eklenmesini istedikleri maddeyle, ABD ve İsrail bayrağı taşıyan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişinin yasaklanmasını öngörüyor. Bu talep, hem uluslararası hukuk açısından tartışmalara yol açıyor hem de ABD'li yetkililerin sert tepkisini çekiyor. Beyaz Saray Sözcüsü yaptığı açıklamada, böyle bir yasağın boğazın serbest geçiş ilkesini ihlal edeceğini ve kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Diplomatik kaynaklar, Tahran'daki bu girişimin, müzakere masasında el güçlendirme amacı taşıdığını, ancak gerçek bir yasaklama ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor. Zira İran, uluslararası toplumun tepkisini göze alarak böyle bir adım atmaktan imtina edebilir. Öte yandan, Trump'ın 'moving along' ifadesi, sürecin devam ettiği ancak henüz bir mutabakata varılmadığı şeklinde yorumlanıyor. Müzakerelerde ana gündem maddelerinden birinin, İran'ın boğazdaki askeri tatbikatlarının sınırlandırılması ve uluslararası deniz trafiğinin güvenliğinin artırılması olduğu öğrenildi.
Küresel Enerji Güvenliği ve Piyasalar
Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek herhangi bir aksama, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Bu nedenle, müzakerelerdeki gelişmeler petrol fiyatları üzerinde belirleyici oluyor. Geçtiğimiz haftalarda, görüşmelerin başlamasıyla birlikte Brent petrol fiyatları bir miktar gerilemiş, ancak İran'dan gelen açıklamalar fiyatların yeniden yükselmesine neden olmuştu. Uzmanlar, olası bir anlaşmanın fiyat istikrarına katkı sağlayacağını, ancak yasak gibi sert önlemlerin piyasalarda şok etkisi yaratabileceğini dile getiriyor.
Piyasalardaki bir diğer gelişme ise ABD Hazine tahvilleriyle ilgili. 10 yıllık tahvil getirilerinin birkaç baz puan artmasının ardından yatırımcılar, enflasyon verileri ve Fed'in faiz politikasına ilişkin sinyalleri beklemeye başladı. Hazine tahvillerindeki bu hareketlilik, küresel risk iştahı üzerinde etkili olurken, gelişmekte olan ülke piyasaları da yakından izliyor. Jeopolitik risklerin devam etmesi, güvenli liman talebini canlı tutuyor.
Bölgesel boyutta ise müzakerelerin sonucunun sadece enerji güvenliğini değil, aynı zamanda Körfez ülkelerinin savunma stratejilerini de etkilemesi bekleniyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, boğazın güvenliği konusunda ABD ile koordineli hareket ederken, İran'la diyalog kanallarını da açık tutuyor. Bölgedeki askeri dengeler, anlaşmanın kapsamına göre yeniden şekillenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki müzakerelerin sonucu, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından yakından takip ediliyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ithalatının önemli bir kısmını bu bölgeden sağlıyor; olası bir kriz, enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve Katar ile olan enerji anlaşmaları, müzakere sürecinin seyrinden etkilenebilir. İran ile tarihsel olarak dengeli ilişkiler kuran Türkiye, hem Batı ile hem de Tahran'la diyaloğunu sürdürerek bu süreçte denge unsuru olmaya çalışıyor. Anlaşma sağlanması, küresel enerji fiyatlarında istikrarı beraberinde getirerek Türkiye'ye olumlu yansıyabilir; ancak anlaşmazlık halinde bölgesel istikrarsızlık riski, Türkiye'nin güvenlik politikalarını da yakından ilgilendiriyor.