ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik 'azami baskı' politikasının bir uzantısı olarak Hürmüz Boğazı'nda tırmanan askeri gerilim, küresel enerji piyasalarında derin bir krize yol açıyor. Stratejik boğazdan geçen petrol tankerlerine yönelik tehditler ve artan deniz güvenliği maliyetleri, petrol fiyatlarındaki yükselişin ötesinde, nakliye primlerinde rekor artışlara ve arz zincirinde ciddi aksamalara neden oluyor. Uzmanlar, bu durumun dünya genelinde yakıt fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonist baskıları artırdığını belirtiyor.
Hürmüz Boğazı'nda artan askeri varlık ve ticaret maliyetleri
Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir geçiş noktası. Trump yönetiminin 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlar, Tahran'ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırmayı hedefliyor. Ancak İran'ın boğazı kapatma tehditleri ve askeri tatbikatları, bölgedeki ticari gemilerin risk primlerini artırdı. Savaş sigortası primleri son bir yılda yüzde 300'ün üzerinde yükselirken, bazı nakliye şirketleri alternatif rotalar aramaya başladı. Bu durum, özellikle Asya'ya yapılan petrol sevkiyatlarında maliyetleri önemli ölçüde artırdı.
ABD Donanması'nın bölgedeki varlığını artırması ve İran'ın insansız hava araçlarıyla taciz saldırıları, ticari gemilerin seyir güvenliğini tehdit ediyor. Son haftalarda birkaç tankere el konulması ve saldırı düzenlenmesi, nakliye şirketlerini bölgeden çekilmeye itiyor. Bu da arz daralmasına yol açarak petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerine çıkmasına katkıda bulunuyor.
Küresel ekonomiye yansımalar: Artan maliyetler ve enflasyon riski
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, sadece akaryakıt pompalarına yansımakla kalmıyor; plastik, gübre ve ulaşım gibi birçok sektörde maliyet artışına neden oluyor. Gelişmekte olan ülkeler, enerji ithalatına daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalırken, bütçe açıkları büyüyor. Avrupa ve Asya'da hükümetler, vatandaşlarını artan enerji faturalarına karşı korumak için sübvansiyon paketleri hazırlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, Hürmüz'deki gerilimin küresel petrol piyasasında belirsizliği artırdığını ve 1973 petrol krizine benzer bir şok yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD ve İran arasındaki müzakerelerin askıda olduğu bir dönemde, Trump'ın seçim öncesi İran'a yönelik sert söylemleri, gerilimin daha da artmasına neden oluyor. Uzmanlar, diplomatik bir çözüm bulunmadığı takdirde, yakıt fiyatlarındaki artışın küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı ve resesyon riskini yükselteceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz'deki gerilimden doğrudan etkileniyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütürken enflasyonu da körüklüyor. Ankara, bir yandan İran'la enerji ticaretini sürdürmeye çalışırken, diğer yandan ABD yaptırımlarına uyum konusunda hassas bir denge politikası izliyor. Bölgedeki askeri gerilim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini de önemli kılıyor. Türkiye, enerji arz güvenliğini sağlamak için kaynak çeşitlendirmesi ve yerli üretimi artırma stratejilerini hızlandırmalı.