ABD Başkanı Donald Trump'ın, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere geçiş ücreti veya harç uygulanması yönündeki son sözleri, kendi yönetimindeki üst düzey yetkililerin açıklamalarıyla taban tabana zıt bir durum ortaya çıkardı. Trump, hafta sonu gazetecilere yaptığı açıklamada, “O boğazdan geçen her gemiden pay alabiliriz. Bu çok adil bir sistem olur” ifadelerini kullanırken, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce yaptıkları açıklamalarda hiçbir ülkenin uluslararası sularda böyle bir uygulamaya gidemeyeceğini vurgulamıştı. Bu durum, Trump yönetiminin dış politika ve ticaret konularında ne kadar derin bir fikir ayrılığı içinde olduğunu gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın 'Ücretlendirme' Fikri Nereden Çıktı?
Hürmüz Boğazı, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği, jeopolitik açıdan en hassas deniz yollarından biri. İran, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında yer alan bu dar geçit, özellikle Körfez ülkelerinin enerji ihracatı için hayati önem taşıyor. Trump'ın bu fikri ortaya atmasının ardında, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının maliyetini düşürme ve enerji ticaretinden daha fazla kazanç elde etme arzusu yatıyor olabilir. Ancak, uluslararası deniz hukuku açısından bakıldığında, Hürmüz Boğazı uluslararası bir su yolu olarak kabul ediliyor. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) göre, transit geçiş rejimi uygulanan bu tür boğazlarda, kıyı devletleri gemilerin geçişini engelleyemez veya özel bir ücret talep edemez. ABD'nin UNCLOS'u imzalamamış olması tartışmalara açık bir zemin sunsa da, uluslararası teamül hukuku bu tür bir uygulamayı genel kabul görmüş bir norm olarak tanımıyor. Trump'ın söylemi, bu hukuki gerçekliği görmezden geliyor ve aynı zamanda ABD'nin küresel ticaret serbestisine verdiği desteğin sorgulanmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Piyasaları ve Jeopolitik Dengeler Sarsılabilir
Trump'ın bu çıkışı, sadece ABD iç siyasetinde değil, uluslararası arenada da yankı uyandırdı. Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alınması, başta Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Katar olmak üzere bölge ülkeleri için büyük bir endişe kaynağı. Petrol fiyatları, bu tür bir uygulamanın küresel enerji ticaretinde yeni bir maliyet kalemi yaratacağı ve tedarik zincirlerini bozacağı endişesiyle kısa süreli bir yükseliş yaşadı. Uzmanlar, böyle bir adımın İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırabileceğini, çünkü İran'ın daha önce defalarca boğazı kapatma tehdidinde bulunduğunu ancak uluslararası hukuka aykırı bu adımın meşruiyet kazanmasına yol açabileceğini belirtiyor. Çin, Japonya ve Güney Kore gibi enerji ithalatçısı ülkeler ise, olası bir ücretlendirme sisteminin kendilerini doğrudan etkileyeceği için ABD'ye karşı sert bir diplomatik tepki geliştirebilir. Trump yönetiminin bu çelişkili söylemleri, ABD'nin bölgedeki müttefikleriyle olan güvenini de zedeleyebilir. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Washington'un bu tür tek taraflı ve öngörülemez adımlarından rahatsızlık duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve doğalgaz ticaretindeki herhangi bir aksaklıktan doğrudan etkilenebilir. Trump'ın geçiş ücreti tehdidi, küresel enerji fiyatlarını artırma potansiyeli taşıyor ve bu da Türkiye'nin cari açığına ve enflasyonuna ek yük bindirebilir. Öte yandan, Türkiye'nin İran ile olan enerji bağlantısı ve Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleri göz önüne alındığında, bölgesel jeopolitik dengelerdeki bu tür bir değişim, Ankara'nın stratejik hesaplarını da etkileyebilir. Türkiye, uluslararası hukukun üstünlüğünü ve serbest ticareti savunan bir pozisyonda olduğu için, bu tür tek taraflı uygulamalara karşı çıkması beklenir. Ayrıca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile benzer bir geçiş rejimi uygulayan Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir emsal kararın kendisine de yansımalarını endişeyle izleyecektir.