ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı üzerinde bir ABD Apache helikopterinin İran tarafından düşürüldüğünü öne sürerek sert bir misilleme tehdidinde bulundu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, saldırının uluslararası sularda seyir halindeki bir ABD savaş gemisinden kalkan helikoptere yönelik olduğu belirtildi. Trump, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İran büyük bir hata yaptı. Bunun bedelini ağır ödeyecekler” ifadelerini kullandı. Olayın ardından Körfez’deki ABD askeri varlığı artırılırken, bölgede tansiyon yeniden yükseldi.
Olayın arka planı ve iddialar
ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, olayın dün yerel saatle sabah saatlerinde meydana geldiğini ve helikopterin Hürmüz Boğazı’nın uluslararası sularında rutin bir keşif görevi icra ettiğini açıkladı. İddiaya göre, İran Devrim Muhafızları’na bağlı birlikler, karadan havaya füze ile helikopteri vurdu. Helikopterdeki iki mürettebatın kurtarıldığı ve sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. İran ise iddiaları henüz resmi olarak doğrulamış değil. Tahran yönetiminden yapılan ilk açıklamada, “Herhangi bir saldırıya ilişkin bilgimiz yok. Bu, ABD’nin bölgede yeni bir bahane üretme girişimidir” denildi.
Uzmanlar, bu tür olayların daha önce de yaşandığını ancak son yıllarda ABD-İran geriliminin tırmandığı bir dönemde meydana geldiğine dikkat çekiyor. 2019’da yine Hürmüz Boğazı’nda bir ABD insansız hava aracının düşürülmesi ve ardından ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırması, benzer bir krizin habercisi olmuştu. Şimdi ise Trump yönetimi, seçim öncesi dönemde bu tür bir olayı kullanarak İran’a karşı daha sert bir tutum sergilemeyi hedefleyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle bölgede herhangi bir askeri çatışma, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyebilir. Olayın hemen ardından petrol fiyatları yüzde 3’ün üzerinde yükseldi. ABD’nin bölgedeki müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’ye destek mesajı verirken, Rusya ve Çin ise tarafları itidal çağrısında bulundu. Avrupa Birliği de gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimlerin hızlandırılması gerektiğini vurguladı. NATO ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Analistler, Trump’ın misilleme tehdidinin sadece söylem düzeyinde kalmayabileceğini, ABD’nin İran’a yönelik yeni ekonomik yaptırımlar veya askeri operasyonlar planlayabileceğini belirtiyor. Ancak bu tür bir hamle, bölgede geniş çaplı bir çatışmayı tetikleme riski taşıyor. İran’ın daha önceki krizlerde gösterdiği gibi, ABD’nin askeri varlığına karşı asimetrik yöntemlerle (deniz mayınları, hızlı botlar) karşılık verebileceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı’na kıyısı olmasa da, enerji arz güvenliği açısından bu krizden doğrudan etkilenebilir. Petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye’nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca bölgede ABD-İran arasında yaşanacak bir sıcak çatışma, Irak ve Suriye’deki dengeleri de değiştirebilir. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile ilişkilerini dengelemek zorunda kalacak. Ankara’nın şu ana kadar resmi bir açıklama yapmamış olması, ‘bekle-gör’ politikası izlediğini gösteriyor. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye’nin enerji koridorları ve ticaret yolları açısından da risk oluşturuyor.