Washington'da, eski Başkan Donald Trump döneminde ayrılan 1,3 milyar dolarlık küresel sağlık fonunun harcanmaması, tüberküloz, sıtma, HIV ve anne sağlığı programlarında ciddi kesintilere yol açabilir. Uzmanlar, fonun 30 Eylül'e kadar serbest bırakılmaması halinde 150 bin önlenebilir ölümün yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Fon, ABD'nin uluslararası sağlık yardımlarını finanse eden başlıca mekanizmalardan biri olan ve Kongre tarafından onaylanan bütçelerden ayrılmıştı.
Fonun Arka Planı ve Kullanılmama Nedeni
ABD Kongresi, 2024 mali yılında küresel sağlık programları için yaklaşık 1,3 milyar dolar ek kaynak ayırdı. Bu fonlar, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde tüberküloz, sıtma, HIV/AIDS ve anne-çocuk sağlığı hizmetlerini destekleyen programlara aktarılacaktı. Ancak Trump yönetimi, görev süresinin son aylarında bu fonların serbest bırakılmasını geciktirdi veya engelledi. Yönetim, fonun kullanımına ilişkin herhangi bir resmi açıklama yapmadı; ancak eleştirmenler, bunun siyasi bir tercih olduğunu ve özellikle uluslararası yardımlara yönelik isteksizliği yansıttığını belirtiyor.
Fonun 30 Eylül 2025'e kadar harcanması gerekiyor. Bu tarihe kadar kullanılmayan kaynaklar, ABD Hazine'sine iade edilecek ve muhtemelen başka alanlara kaydırılacak. Sağlık uzmanları, bu durumun programların sürdürülebilirliğini tehlikeye attığını vurguluyor. Özellikle Afrika ve Güneydoğu Asya'da milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen bu programlar, ABD'nin küresel sağlık liderliğinin de sembolü konumunda.
Küresel Sağlık ve Ölüm Oranları Üzerindeki Etkiler
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, tüberküloz halen dünyada en ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri ve yılda 1,5 milyon kişinin ölümüne neden oluyor. Sıtma ise özellikle Sahra Altı Afrika'da her yıl 600 binden fazla can alıyor. HIV/AIDS ile mücadelede kaydedilen ilerleme, fon kesintileri nedeniyle geri dönebilir. Anne sağlığı programları ise doğum sırasında yaşanan önlenebilir ölümleri azaltmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu fonun harcanmamasının sadece sağlık krizi değil, aynı zamanda küresel istikrar ve güvenlik sorunu yaratacağını belirtiyor.
Örneğin, ABD'nin öncülük ettiği PEPFAR (Başkanlık AIDS Yardım Programı) ve Küresel Fon gibi girişimler, milyonlarca insana ilaç sağlıyor. Bu fonların kesilmesi, ilaç direnci gibi sorunları da beraberinde getirebilir. Ayrıca, salgın hastalıkların sınır tanımadığı düşünüldüğünde, ABD'nin kendi güvenliği de risk altına girebilir. Uzmanlar, 150 bin ölüm tahmininin muhafazakar bir rakam olduğunu, dolaylı etkilerle bu sayının daha da artabileceğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika ve Orta Doğu'da sağlık diplomasisi ve insani yardımlar yoluyla etkinliğini artırıyor. ABD'nin küresel sağlık fonlarındaki kesinti, Türkiye'nin bu bölgelerdeki insani yardım ve sağlık hizmetlerine olan talebi artırabilir. Ancak Türkiye'nin kendi sağlık sistemi ve ekonomik kaynakları sınırlı. Fonun kesilmesi, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirerek Türkiye'nin güvenlik ve göç politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin, uluslararası sağlık kuruluşlarıyla işbirliğini güçlendirerek bu boşluğu doldurma potansiyeli bulunuyor.