ABD'de eski Başkan Donald Trump döneminde H-1B vize başvurularına getirilen 100 bin dolarlık yüksek ücret, federal mahkeme tarafından iptal edildi. Bu karar, özellikle teknoloji şirketleri ve yabancı iş gücüne bağımlı sektörler için büyük bir rahatlama sağladı. Kaliforniya'daki federal bölge mahkemesi, ücretin hükümetin yetkisini aşan bir 'vergi' niteliğinde olduğuna hükmetti. Karar, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarının en tartışmalı parçalarından birini geri alırken, yeni dönemde göç politikalarının nasıl şekilleneceğine dair soruları da beraberinde getirdi.
H-1B Vize Programı ve Kullanıcıları
H-1B programı, ABD'deki şirketlerin bilgisayar mühendisliği, sağlık, mühendislik ve finans gibi alanlarda yüksek vasıflı yabancı işçileri geçici olarak istihdam etmesine olanak tanıyor. Program, özellikle Silikon Vadisi başta olmak üzere teknoloji devleri için kritik bir iş gücü kaynağı. Her yıl yaklaşık 85 bin yeni vize kotası bulunuyor ve başvurular genellikle ilk hafta içinde kotayı dolduruyor.
Programın kullanıcıları arasında Hintli ve Çinli mühendisler başı çekerken, dünya genelinden nitelikli profesyoneller de başvuruda bulunuyor. Özellikle teknoloji firmaları, bilgi işlem hizmetleri şirketleri ve danışmanlık firmaları bu vize türünü yoğun şekilde kullanıyor. ABD'nin inovasyon ekonomisinin bel kemiği olarak görülen bu program, aynı zamanda yerli işçilerin ücretlerini düşürdüğü gerekçesiyle eleştirilere de hedef oluyor.
Trump Yönetiminin Ücret Politikası ve Gerekçeleri
Ekim 2020'de dönemin Başkanı Donald Trump, H-1B vize ücretlerini 10 dolardan 100 bin dolara çıkaran bir yönetmelik imzaladı. Bu ücret, özellikle en çok vize alan 100 büyük şirket için uygulanacaktı; ancak bunların çoğu Amerikan şirketleriydi. Yönetim, bu artışın hükümetin göçmenlik sistemini modernize etmek için gerekli mali kaynağı sağlayacağını savunuyordu. Ancak eleştirmenler, bu adımın inovasyonu baltalayacağını ve ABD ekonomisine zarar vereceğini belirtiyordu.
Ülkedeki göçmenlik karşıtı söylemleriyle bilinen Trump, 'Amerika Birinci' politikası çerçevesinde yabancı iş gücünü azaltmayı hedeflemişti. Ücret artışının yanı sıra, H-1B vizelerinin dağıtımında yüksek ücretli işlere öncelik verilmesi de düzenlenmişti. Ancak bu politikalar, hem teknoloji şirketlerinin hem de göçmen hakları savunucularının sert tepkisini çekti.
Mahkeme Kararı ve Gerekçeleri
Kaliforniya'daki federal yargıç Jeffrey White, Ocak 2021'de verdiği kararla bu ücretin bir 'ceza' değil, 'vergi' olduğuna hükmetti. Yargıç White, 1917 tarihli bir yasanın hükümete yalnızca hizmet maliyetlerini karşılayacak ücret toplama yetkisi verdiğini, ancak 100 bin dolarlık ücretin bu sınırı aşarak açık bir vergi uygulaması olduğunu belirtti. Ayrıca, vergi koyma yetkisinin yalnızca ABD Kongresi'ne ait olduğunu vurguladı.
Bu karar, Beyaz Saray'ın göçmenlik politikalarında önemli bir geri adım anlamına geliyor. Mahkeme, ayrıca hükümetin yeni ücretleri uygularken 'kamu yararını gözetmediğini' ve 'keyfi ve kaprisli' hareket ettiğini ifade etti. Bu gerekçeler, hukukçular tarafından da olumlu karşılandı.
ABD ve Küresel Ekonomiye Etkileri
Kararın, ABD teknoloji sektörü ve genel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratması bekleniyor. TechNet ve FWD.us gibi sektör kuruluşları, bu ücret artışının inovasyonu engelleyeceğini ve ABD şirketlerinin rekabet gücünü azaltacağını savunuyordu. Şimdi, şirketlerin maliyet yükü azalacak ve yabancı yetenekleri çekme konusunda daha cazip hale gelecek.Küresel ölçekte ise bu gelişme, ABD'nin göç politikalarında daha ılımlı bir döneme geçişin sinyallerini veriyor. Biden yönetimi, göçmen dostu politikaları benimseme sözü vermişti; bu karar, o sözlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmamakla birlikte, küresel ölçekte göç politikalarının seyrine dair önemli ipuçları içeriyor. Türkiye, nitelikli iş gücünün yurt dışına göçü ('beyin göçü') konusunda uzun süredir sorun yaşıyor; özellikle mühendis ve yazılımcılar ABD, Avrupa ve Kanada gibi ülkelere yöneliyor. ABD'deki vize süreçlerinin kolaylaşması, Türk profesyonellerin bu ülkede çalışma olasılığını artırabilir. Bu durum, kısa vadede Türkiye'nin yetenek kaybını derinleştirebilir ancak aynı zamanda geri dönüşler ve küresel ağlar açısından fırsatlar da yaratabilir. Türkiye'nin kendi nitelikli iş gücünü istihdam edecek cazip koşullar yaratması, bu tür göç eğilimlerini dengelemek açısından kritik önem taşıyor.