Bir yıl önce Amerikan küçük işletmelerinin en büyük endişelerinden biri olan Başkan Donald Trump’ın gümrük vergileri, bugün artık iş dünyasının radarında değil. Ambalaj sektöründeki şirketlere hitaben yapılacak bir konuşma öncesinde yapılan değerlendirmeler, işletme sahiplerinin başkanlık kararnamelerinin sınırlarını gördüğünü ve tarifelerin beklenen etkiyi yaratmadığına ikna olduğunu ortaya koyuyor. Trump’ın 2018’de başlattığı ticaret savaşları, özellikle Çin’e yönelik gümrük vergileriyle küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açmış, ancak küçük işletmeler bu politikalara karşı bir aşınma yaşadı.
Arka Plan: Tarifelerin Yükselişi ve Düşüşü
Trump yönetiminin 2018’de Çin’den ithal edilen çelik ve alüminyuma %25, diğer birçok ürüne ise %10 ila %25 arasında değişen gümrük vergileri uygulamaya başlaması, ABD’li küçük işletmeler için ciddi bir maliyet artışı anlamına geliyordu. Birçok işletme, hammadde fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle kâr marjlarının daraldığını bildirmişti. Ancak zamanla, işletme sahipleri bu vergilerin etkisini hafifletmek için alternatif tedarik zincirleri kurdu, stoklarını önceden artırdı ve fiyatları kademeli olarak tüketiciye yansıttı. Ayrıca, Trump’ın Çin ile imzaladığı Faz-1 ticaret anlaşması ve bazı ürünlere getirilen muafiyetler, tarifelerin etkisini sınırladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Küresel ölçekte, Trump’ın gümrük vergileri bir dizi misilleme önlemine yol açmıştı: Çin, ABD’ye yönelik tarifelerle karşılık verdi; Avrupa Birliği ise Amerikan ürünlerine ek vergiler getirdi. Ancak 2020’deki koronavirüs pandemisi, ticaret savaşlarının gölgesinde kaldı ve işletmelerin öncelikleri tedarik zinciri güvenliği ve talep dalgalanmalarına kaydı. Bugün küçük işletmeler, enflasyon ve faiz oranları gibi makroekonomik faktörlere odaklanmış durumda. Trump’ın yeniden başkan seçilmesi halinde tarifeleri artıracağı yönündeki söylemleri ise piyasalarda ciddi bir karşılık bulmuyor; zira iş dünyası, bu tür hamlelerin sınırlı etkisini deneyimlemiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump’ın gümrük vergilerinin küçük işletmeler üzerindeki etkisinin azalması, Türkiye için iki yönlü bir anlam taşıyor. Birincisi, ABD-Çin ticaret savaşlarının hafiflemesi, Türkiye’nin ihracat yaptığı pazarlarda daha istikrarlı bir talep anlamına gelebilir. İkincisi, ABD’nin korumacı politikalarının gevşemesi, Türk ürünlerinin Amerikan pazarında rekabetçiliğini artırabilir. Ancak Türkiye’nin kendi ticaret politikaları ve ABD ile olan gümrük ilişkileri, küresel gelişmelerden bağımsız değildir. Bu nedenle, Ankara’nın Washington ile ticari diyaloğu güçlendirmesi ve olası tarife değişikliklerine hazırlıklı olması faydalı olacaktır.