ABD Başkanı Donald Trump'ın 'gümrük duvarı' olarak adlandırılan korumacı ticaret politikaları, şimdi de 'zorla çalıştırma' iddialarıyla yeni bir boyut kazanıyor. Uzmanlara göre, asılsız olduğu kanıtlanan bu iddialar, Washington'ın özellikle Çin başta olmak üzere belirli ülkelerden yapılan ithalata ek vergiler getirmesi için bir araç haline getiriliyor. Son olarak, elektronikten tekstile kadar geniş bir yelpazede ürünü kapsayan yeni gümrük vergilerinin sinyali verilirken, bu durum küresel ticaret savaşının daha da derinleşeceğine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı: 'Zorla Çalıştırma' Argümanı ve Yeni Vergiler
Trump yönetimi, 2019'dan bu yana yürürlükte olan ve özellikle Çin menşeli ürünlere uygulanan gümrük vergilerini artırmak için yeni bir gerekçe olarak 'zorla çalıştırma' iddialarını kullanıyor. Ancak bu iddiaların dayanağı oldukça zayıf. Örneğin, geçtiğimiz hafta ABD Ticaret Bakanlığı, bazı Çinli firmaların üretim süreçlerinde zorla çalıştırma uyguladığına dair somut bir delil sunamadı. Buna rağmen, söz konusu firmaların ürünlerine yüzde 25'e varan ek vergiler getirilmesi planlanıyor.
Aslında bu yaklaşım, Trump'ın ilk döneminde başlattığı ticaret savaşının bir devamı niteliğinde. O dönemde 'ulusal güvenlik' gerekçesiyle çelik ve alüminyuma getirilen vergiler, daha sonra teknoloji ürünlerini de kapsayacak şekilde genişletilmişti. Şimdi ise 'insan hakları' söylemiyle yeni bir korumacılık dalgası yaratılıyor. Uzmanlar, bu tür gerekçelerin aslında ABD'nin kendi sanayisini korumak ve Çin'in ekonomik yükselişini frenlemek için kullanıldığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ticaret Savaşının Yansımaları
Trump'ın bu hamlesi, yalnızca Çin ile ABD arasındaki ticari gerilimi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de etkiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, 2018'den bu yana uygulanan gümrük vergileri nedeniyle küresel ticaret hacmi 500 milyar dolar azaldı. Yeni vergilerle birlikte bu rakamın daha da artması bekleniyor.
Avrupa Birliği ve diğer ABD müttefikleri de bu durumdan endişe duyuyor. Brüksel, 'zorla çalıştırma' iddialarının siyasileştirilerek ticaret politikalarına alet edilmesine karşı çıkarken, kendi ticaret araçlarını devreye sokmaya hazırlanıyor. Öte yandan, Çin yönetimi bu iddiaları 'asılsız' ve 'ayrımcı' olarak nitelendirerek, DTÖ'ye şikayette bulunmayı değerlendiriyor. Gelişmekte olan ülkeler ise bu tür korumacı politikaların küresel ticarette belirsizliği artırarak yatırımları olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin bu yeni korumacı adımı, Türkiye'yi doğrudan hedef almasa da, dolaylı etkileri olabilir. Küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi, Türkiye gibi ihracata dayalı büyüyen ekonomiler için olumsuz bir ortam yaratıyor. ABD'nin Çin'den ithalata getirdiği vergiler, Türk ürünlerinin Çin'le rekabet ettiği sektörlerde fırsatlar yaratabilir; ancak aynı zamanda küresel durgunluk riski de beraberinde getiriyor. Türkiye, bu süreçte AB ile olan Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve alternatif ticaret ortaklıkları arayışlarını hızlandırmalıdır.