ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi nüfuzu, başkanlık koltuğundaki gücünün aksine giderek azalıyor. Ancak onun izinden giden Trumpizm akımı, Cumhuriyetçi Parti içinde kök salmış durumda. Görev süresince birçok sarsıcı olayla mücadele eden Trump, ara seçimler öncesinde partisini birleştiremezken, aşırı sağ kanat muhafazakarlığın geleceğine yön verme konusunda iddialı. Bu durum, ABD siyasetinde derin bir kırılmanın habercisi olarak yorumlanıyor.
Savaş yorgunu bir başkanın siyasi manevraları
Trump’ın başkanlık dönemi, Ukrayna savaşına verdiği kararsız destek ve Rusya’ya yönelik yaptırımlardaki çelişkili tutumuyla hafızalarda yer etti. Bu belirsizlik, partisinin içindeki geleneksel muhafazakarları rahatsız ederken, aşırı sağ MAGA (Make America Great Again) kanadının etkisini artırdı. Özellikle göçmen karşıtı söylemleri ve “America First” politikaları, Trump’ın kişisel popülaritesi azalsa da ideolojisinin tabanda hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.
Ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması bekleniyor. Ancak bu zafer, Trump’ın kontrolünde olmayan, daha ziyade aşırı sağ adayların başarısı olarak görülecek. Zira Trump, birçok eyalette kendisine sadık adayları desteklemesine rağmen, parti içi muhalefeti bastırmakta zorlanıyor.
Küresel yansımalar: Muhafazakarlığın yeni yüzü
Trumpizm’in kalıcı olup olmayacağı sadece ABD’yi değil, küresel siyaseti de yakından ilgilendiriyor. Avrupa’da yükselen popülist sağ partiler, Trump’ın izlediği yolu model alırken, NATO ve transatlantik ilişkiler de bu ideolojik değişimden etkileniyor. Eğer Trumpizm partiyi tamamen ele geçirirse, ABD’nin uluslararası anlaşmalara yaklaşımı, ticaret politikaları ve askeri ittifakları yeniden şekillenebilir.
Özellikle Orta Doğu’da İran’la nükleer müzakereler ve İsrail-Filistin meselesinde Trump döneminde atılan adımlar (Kudüs’ün başkent olarak tanınması gibi) halen yankı buluyor. Ayrıca Çin’e karşı başlatılan ticaret savaşları, Biden yönetimi tarafından hafifletilmiş olsa da, Trumpçı çevreler bu politikaların daha da sertleştirilmesini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trumpizm’in yükselişi, Türkiye için çelişkili bir tablo sunuyor. Trump döneminde Türkiye-ABD ilişkileri, Suriye’deki YPG işbirliği ve S-400 krizi nedeniyle gergindi. Ancak Trump, kişisel olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’la diyalog kurmuş ve yaptırımları sınırlı tutmuştu. Eğer Trumpizm kalıcı hale gelirse, ABD’nin Türkiye’ye yönelik politikasında daha öngörülemez ve işlemsel bir yaklaşım benimsenebilir. Bu, Ankara’nın NATO içindeki konumunu yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ayrıca, aşırı sağın İslamofobik söylemleri, Türk toplumunda ABD’ye karşı güveni daha da zedeleyebilir. Bölgesel düzeyde ise Trumpçı politikaların İran ve Rusya’ya karşı daha sert olması, Türkiye’nin enerji ve güvenlik dengelerini etkileyebilir.