ABD Başkanı Donald Trump, Grönland'ı satın alma yönündeki talebinden resmen vazgeçti. Danimarka ve Grönland ile varılan revize savunma anlaşması, Kuzey Atlantik'teki gerilimi bir miktar düşürse de, Trump'ın ilhak tehditleri ittifak içinde ve uluslararası alanda onarılamaz hasara yol açtı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, yeni anlaşma ABD'nin Grönland'daki askeri varlığını güçlendirecek ancak adanın egemenliği Danimarka'da kalacak. Uzmanlar, Trump'ın geri adımının bir zafer değil, diplomatik bir yanılgının kabulü olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: İlhak Tehdidinden Revize Anlaşmaya
Donald Trump, 2019 yılında ilk kez Grönland'ı satın alma fikrini ortaya attığında, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen bu öneriyi "absürt" olarak nitelendirmişti. Ancak Trump 2024 seçimlerinden zaferle ayrıldıktan sonra, bu kez daha agresif bir söylemle geri döndü. Ocak 2025'te yaptığı açıklamada, Grönland'ın ABD için stratejik önemine dikkat çekerek, "Bunu ekonomik veya askeri yollarla elde edebiliriz" demişti. Bu sözler, NATO müttefiki Danimarka'ya doğrudan bir tehdit olarak algılandı ve Kopenhag yönetimi derhal tepki gösterdi.
Danimarka hükümeti, ABD'nin ilhak tehdidini "uluslararası hukukun açık ihlali" olarak değerlendirdi. Avrupa Birliği de Danimarka'nın yanında yer aldığını açıkladı. Bu süreçte Grönland Özerk Yönetimi, kendi kaderini tayin hakkına vurgu yaparak, adanın satılmasının söz konusu olmadığını yineledi. Buna rağmen Trump yönetimi, Grönland'daki askeri üslerin genişletilmesi ve ekonomik yatırımların artırılması için Danimarka nezdinde yoğun lobi faaliyeti yürüttü.
Nihayetinde taraflar, savunma işbirliğini güçlendiren revize bir anlaşma üzerinde uzlaştı. Anlaşma kapsamında ABD, Grönland'daki Thule Hava Üssü'nü modernize edecek ve yeni radar sistemleri konuşlandıracak. Ayrıca, nadir toprak elementleri ve uranyum gibi kritik madenlerin çıkarılması için ortak projeler yürütülecek. Ancak anlaşmada, Grönland'ın egemenliğinin Danimarka'ya ait olduğu açıkça teyit ediliyor. Trump, anlaşmayı "büyük bir başarı" olarak sunsa da, uzmanlar bunun bir geri adım olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: NATO İçinde Çatlak, Arktik'te Rekabet
Trump'ın Grönland çıkışı, NATO ittifakı içinde derin bir güven bunalımı yarattı. Danimarka gibi kurucu bir üye, ABD'nin toprak bütünlüğüne yönelik tehdidiyle karşılaştı. Bu durum, ittifakın dayandığı karşılıklı savunma ilkesini sarstı. Avrupalı müttefikler, ABD'nin bir sonraki hedefinin kim olacağını sorgulamaya başladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "NATO içinde bir üyenin toprağını satın almaya çalışmak kabul edilemez" diyerek tepki gösterdi. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz da benzer bir açıklama yaptı.
Öte yandan, Arktik bölgesi küresel güç rekabetinin yeni merkezi haline geliyor. Rusya, Çin ve ABD, bölgedeki enerji kaynakları ve deniz yolları için kıyasıya mücadele ediyor. Grönland, bu rekabette kilit bir konumda. İklim değişikliği nedeniyle eriyen buzullar, yeni deniz ticaret yollarını açıyor ve bölgeyi stratejik açıdan daha da önemli kılıyor. Trump'ın ilhak tehditleri, Çin ve Rusya'nın propagandalarına malzeme verdi. Moskova, "Batı'nın emperyalist emelleri" söylemini güçlendirirken, Pekin de Kuzey Kutbu'nda "ortak gelecek" vurgusu yaparak etkisini artırmaya çalışıyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, Trump'ın geri adımının hukuki bir zafer olduğunu ancak siyasi hasarın kalıcı olduğunu belirtiyor. Danimarka hükümeti, anlaşmayı "egemenliğimizin korunduğunun kanıtı" olarak sunsa da, kamuoyunda ABD'ye duyulan güven sarsılmış durumda. Grönland Başbakanı Múte Bourup Egede, "Bir daha asla satılık olmadığımızı net bir şekilde gösterdik" dedi. Ancak Egede, ABD ile savunma işbirliğinin devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Grönland hamlesi ve geri adımı, Türkiye için önemli dersler içeriyor. Bir NATO üyesinin toprak bütünlüğüne yönelik tehdit, ittifakın geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor. Türkiye, benzer şekilde Doğu Akdeniz ve Ege'de egemenlik haklarını savunurken, uluslararası hukuka dayalı bir duruş sergiliyor. ABD'nin tek taraflı ve agresif politikaları, Ankara'nın çok kutuplu dış politika arayışlarını haklı çıkarıyor. Ayrıca Arktik'teki rekabet, Türkiye'nin kutup bölgelerindeki bilimsel ve ticari faaliyetlerini çeşitlendirmesi için bir fırsat olabilir. Sonuç olarak, bu olay, güç politikalarının ittifak dayanışmasını ne kadar zayıflatabileceğini gösteriyor.