ABD Başkanı Donald Trump'ın göç politikalarından sorumlu üst düzey yetkilisi Tom Homan, Geçici Koruma Statüsü'nün (TPS) iptal edilmesinin ardından yüzlerce Haitili göçmenin ülkesine geri gönderilmesi konusunda tartışma yaratan bir açıklamada bulundu. Homan, kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt olarak “Haiti'deki koşulları bilmiyorum” ifadesini kullandı. Bu açıklama, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın vatandaşlarına Haiti'ye “hiçbir nedenle” seyahat etmemeleri yönünde yaptığı sert uyarıyla birlikte değerlendirildiğinde, ABD yönetiminin göçmen politikalarının insani boyutuna ilişkin ciddi soru işaretlerini gündeme getiriyor.
TPS İptali ve Sınır Dışı İşlemleri
ABD hükümeti, Şubat 2025'te Haiti'nin TPS statüsünü iptal etme kararı almıştı. Bu karar, ülkede devam eden şiddet olayları ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle yaklaşık 200 bin Haitili göçmeni doğrudan etkiliyor. İptalin ardından ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), sınır dışı işlemlerini hızlandırdı ve son haftalarda yüzlerce Haitili göçmen, çoğu zaman gece yarısı yapılan operasyonlarla ülkelerine geri gönderildi.
Gözlemciler, Haiti'nin hâlâ çete şiddetinin pençesinde olduğunu ve temel altyapının büyük ölçüde çökmüş durumda bulunduğunu vurguluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, başkent Port-au-Prince'in yüzde 80'inden fazlası çetelerin kontrolünde ve ülke genelinde milyonlarca insan açlık ve temel hizmet yoksunluğuyla karşı karşıya. Bu koşullar altında, ABD'nin sınır dışı kararı, insan hakları örgütleri tarafından “iltica hakkının ihlali” olarak nitelendiriliyor.
Tepkiler ve Homan'ın Açıklaması
Tom Homan'ın “Haiti'nin koşullarını bilmiyorum” şeklindeki sözleri, özellikle sosyal medyada büyük tepki çekti. Eleştirmenler, bu ifadenin ABD yönetiminin göçmen politikalarını belirlerken insani gerçekleri dikkate almadığını gösterdiğini savunuyor. Homan, daha sonra yaptığı açıklamalarda, “Görevimiz ABD yasalarını uygulamak; Haiti'nin iç işlerine karışmak değil” diyerek kendini savunmaya çalışsa da, bu sözler tartışmayı daha da alevlendirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın seyahat uyarıları ise Haiti'ye yönelik güvenlik endişelerinin ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor. Bakanlık, ülkede adam kaçırma, şiddet suçları ve sivil toplum hareketlerinin yoğun baskısına dikkat çekerek, Amerikan vatandaşlarının Haiti'ye seyahat etmemesini istiyor. Bu uyarı, Haiti'nin dönüş için güvenli bir ülke olup olmadığı konusundaki tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Haiti'ye yönelik sınır dışı uygulamaları, yalnızca ABD iç politikasında değil, bölgesel düzeyde de yankı buluyor. Karayipler topluluğu ve Latin Amerika ülkeleri, ABD'nin bu kararının Haiti'deki istikrarsızlığı daha da derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Haiti'ye komşu ülkeler, sınır dışı edilen göçmenlerin yeniden göç etme riskine dikkat çekiyor ve bu durumun bölgesel göç krizlerini tetikleyebileceğini belirtiyor.
Küresel insan hakları kuruluşları ise ABD'yi, “uluslararası hukuku ihlal etmekle” suçluyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), kimsenin hayatının tehlikede olduğu bir ülkeye zorla geri gönderilmemesi ilkesini (non-refoulement) hatırlatarak, ABD'nin bu ilkeyi ihlal ettiğini dile getiriyor. Avrupa ülkeleri de konuya ilişkin endişelerini dile getirirken, ABD'nin göç politikalarındaki sert tutumunun küresel bir norm haline gelmesinden çekindiklerini ifade ediyor.
Uzmanlara göre, bu gelişme ABD'nin yeni yönetiminin göçmen karşıtı söylem ve uygulamalarının bir parçası. Trump yönetimi, göçmen hakları konusunda uluslararası baskılara rağmen, sınır güvenliğini artırma ve “yasadışı göçü” sıfırlama hedefinden taviz vermeyeceğini sinyali veriyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerden gelen göçmenlere yönelik tutumun daha da sertleşebileceği endişesini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç politikaları ve Suriyeli sığınmacılara yönelik tutumu açısından karşılaştırmalı bir perspektif sunuyor. Türkiye, bugüne kadar milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yaparken, uluslararası toplumun göç yükünü adil paylaşmadığını sıkça dile getiriyor. ABD'nin Haiti'ye yönelik bu uygulaması, gelişmiş ülkelerin göçmen krizlerinde sorumluluktan kaçınma eğilimini bir kez daha gösteriyor. Türkiye'nin, insan hakları ve uluslararası hukuk ilkelerini vurgulayan bir tutum sergilemesi, hem kendi göç politikalarının meşruiyetini güçlendirebilir hem de küresel platformlarda elini güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'nin bu tutumunun, Türkiye'nin Suriyeli sığınmacıların geri dönüşü konusunda yürüttüğü çalışmalarla benzerlik taşımadığını belirtmek gerekir; Türkiye, güvenli gönüllü dönüşü teşvik ederken, ABD'nin zorla sınır dışı uygulaması uluslararası hukuka aykırı bulunuyor.