ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, onay oranının "tüm zamanların en iyi seviyesinde" olduğunu iddia etti. Ancak bu iddianın dayandığı anketler, muhafazakar eğilimli kuruluşlar tarafından yapılan ve genellikle Cumhuriyetçi seçmen kitlesini daha fazla yansıtan çalışmalar. Trump'ın "gerçek" onay oranı olarak sunduğu bu veriler, bağımsız ve akademik anketlerden belirgin şekilde ayrışıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, başkanın bu çıkışı, yaklaşan ara seçimler öncesinde tabanına güven verme çabası olarak yorumlanıyor. Bu gelişme, Amerikan siyasetinde anketlerin nasıl kullanıldığına dair yeni bir tartışma başlattı.
Anketler Arasındaki Uçurum
Trump'ın işaret ettiği anketler, özellikle Rasmussen Reports ve Trafalgar Group gibi sağ eğilimli kuruluşlar tarafından yayınlanıyor. Bu kuruluşlar, genellikle Cumhuriyetçi seçmenlerin katılımını daha yüksek gösteren metodolojiler kullanıyor. Örneğin, Rasmussen'ın son anketinde Trump'ın onay oranı yüzde 51 olarak ölçülürken, Reuters/Ipsos veya Gallup gibi daha bağımsız kuruluşların anketlerinde bu oran yüzde 40-42 aralığında. Trump'ın Truth Social paylaşımında alıntı yaptığı anket, Rasmussen'in son hafta anketiydi.
Akademik çevreler, anketler arasındaki bu farklılıkların örneklem seçimi, ağırlıklandırma yöntemleri ve soru formatındaki farklılıklardan kaynaklandığını belirtiyor. Sağ eğilimli anketler genellikle telefonla yapılan anketlerde daha fazla kara tabanlı hat kullanırken, çevrimiçi anketlerde ise kendini seçen panel üyelerine ağırlık veriyor. Bu durum, anket sonuçlarının medyanın farklı kesimlerinde farklı şekilde yorumlanmasına yol açıyor.
Trump'ın bu paylaşımı, daha önce de benzer şekilde 2020 seçimlerinde anketlerin kendisine yönelik art niyetli olduğunu iddia ettiği dönemleri hatırlattı. O dönemde birçok anket, Joe Biden'ın açık ara önde olduğunu gösteriyordu. Trump, şimdi ise kendi tabanına güven vermek ve olası bir başkanlık adaylığı için zemin hazırlamak amacıyla olumlu anket verilerini öne çıkarıyor.
Siyasi Tepkiler ve Ara Seçimlere Etkisi
Trump'ın bu iddiası, Demokratlar tarafından hemen eleştirildi. Beyaz Saray Sözcüsü karşı bir açıklama yaparak, "Gerçek onay oranları, başkanın ekonomi politikalarından sağlık sistemine kadar birçok alanda Amerikan halkının memnuniyetsizliğini gösteriyor" ifadesini kullandı. Demokrat Parti Ulusal Komitesi'nden yapılan yazılı açıklamada ise, "Trump'ın sahte anketlerle halkı yanıltması hiç de şaşırtıcı değil; bu, onun saplantılı kişiliğinin bir yansıması" denildi.
Cumhuriyetçi cephede ise Trump'ın bu çıkışı destekleyenler oldu. Muhafazakar yorumcu Matt Schlapp, "Başkanın başarıları ortada, anketler de bunu doğruluyor" dedi. Eski başkan danışmanı Kellyanne Conway ise sosyal medyada Rasmussen'in verilerini paylaşarak, "Halk Trump'ı seviyor" mesajını verdi. Bu tartışmalar, Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde iki parti arasındaki kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu tür açıklamalarının ara seçimlerde Cumhuriyetçi seçmenin motivasyonunu artırabileceğini, ancak bağımsız seçmenler üzerinde olumsuz bir etki yaratabileceğini belirtiyor. Özellikle kadınlar ve banliyöde yaşayan seçmenler arasında onay oranının düşük olması, Cumhuriyetçilerin beklentilerini olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın onay oranı tartışmaları, ABD'deki siyasi istikrarın bir göstergesi olarak uluslararası alanda da yakından takip ediliyor. Türkiye-ABD ilişkileri, özellikle savunma, enerji ve bölgesel güvenlik konularında iki ülkenin liderlerinin pozisyonlarından etkileniyor. Trump'ın olası bir adaylığı ve seçilmesi durumunda, Türkiye ile ilişkilerde daha pragmatik ama öngörülemez bir çizgi sergileyebileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Trump'ın iç siyasetteki durumu, Ankara tarafından yakından izleniyor. Ayrıca ABD'de anklerin ne kadar güvenilir olduğu tartışması, küresel kamuoyunun Amerikan demokrasisine bakışını da etkiliyor; bu da Türkiye dahil birçok ülkede siyasi iletişim stratejilerinin gözden geçirilmesine yol açabilir.