ABD Başkanı Donald Trump'ın erkek seçmenler arasındaki onay oranı, Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde yeni bir düşük seviyeye geriledi. Newsweek'e konuşan uzmanlar, erkek seçmenlerdeki bu erozyonun Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçim performansını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Anketler, Trump'ın özellikle genç ve bağımsız erkek seçmenler nezdinde desteğini kaybettiğini gösteriyor. Bu durum, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu koruma çabaları açısından endişe verici bir sinyal olarak yorumlanıyor.
Erkek Seçmende Erozyonun Arka Planı
Trump'ın erkek seçmenler arasındaki onayındaki düşüş, son aylarda yapılan çeşitli anketlerde kendini gösterdi. Özellikle 2020 seçimlerinde Trump'a oy veren beyaz, eğitimsiz erkeklerde bir miktar kayıp yaşanırken, banliyölerde yaşayan ve üniversite mezunu erkekler arasında da desteğin azaldığı gözlemleniyor. Uzmanlar, bu düşüşün ekonomik endişeler, pandemi sonrası toparlanma algısı ve Başkan'ın bazı açıklamalarının yarattığı yorgunluktan kaynaklanabileceğini belirtiyor.
Newsweek'e konuşan siyasi analistler, erkek seçmenlerin geleneksel olarak Cumhuriyetçilere daha yakın olduğunu, ancak bu gruptaki erozyonun sandık başına gitme motivasyonunu azaltabileceğini vurguluyor. Özellikle ara seçimlerde katılımın düşük olması, Cumhuriyetçilerin aleyhine işleyebilir. Zira Demokratlar, son dönemde kadın seçmenler ve gençler arasında daha yüksek bir motivasyona sahip görünüyor.
Trump'ın onay oranındaki düşüş, sadece erkek seçmenlerle sınırlı değil; genel olarak Başkan'ın iş performansına ilişkin değerlendirmeler de olumsuz seyrediyor. Ancak erkek seçmenlerdeki değişim, Cumhuriyetçi stratejistler için özel bir önem taşıyor çünkü bu grup, partinin seçim tabanının önemli bir bileşeni. Ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin umudu, kültürel meseleler ve ekonomi üzerinden bu seçmenleri yeniden sandığa çekmek.
Ara Seçimler ve Cumhuriyetçilerin Hesapları
ABD'de 8 Kasım 2022'de yapılacak ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri yenilenecek. Cumhuriyetçiler, tarihsel olarak iktidar partisinin ara seçimlerde kayıp yaşadığı avantajını kullanmayı hedefliyor. Ancak Trump'ın erkek seçmen nezdindeki erimesi, bu hesapları bozabilir. Uzmanlar, özellikle salıncak eyaletlerde bu seçmen grubunun sandığa gitmemesi halinde Cumhuriyetçilerin kıl payı kaybedebileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Demokratlar da bu eğilimi kendi lehlerine çevirmek için çaba harcıyor. Başkan Joe Biden yönetimi, ekonomik iyileşme ve istihdam verilerini öne çıkararak seçmenleri sandığa çekmeye çalışıyor. Kadın seçmenler arasında Demokratların avantajı, özellikle kürtaj hakkı tartışmalarıyla birlikte daha da belirginleşmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki ara seçimler, sadece ülke içi siyaseti değil, aynı zamanda küresel dengeleri de etkileyebilecek bir süreç. Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolü ele geçirmesi halinde, Biden yönetiminin dış politika alanındaki manevra kabiliyeti kısıtlanabilir. Özellikle Ukrayna'ya verilen destek, iklim politikaları ve ticaret anlaşmaları gibi konularda Cumhuriyetçilerin tutumu belirleyici olacak. Trump'ın popülaritesindeki erime, partinin içindeki dengeleri de etkileyebilir ve 2024 başkanlık yarışına dair sinyaller verebilir.
Avrupa ve Asya başkentleri, ABD seçimlerini yakından takip ediyor. Özellikle NATO müttefikleri, ABD'nin transatlantik taahhütlerinin devamlılığı açısından endişeli. Cumhuriyetçilerin güçlenmesi, bazı başkentlerde ABD'nin dış politikasında bir değişim olabileceği beklentisini artırabilir. Türkiye gibi stratejik ortaklar ise ABD iç siyasetindeki dalgalanmaların ikili ilişkilere etkisini dikkatle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçim sonuçları, Türkiye-ABD ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Cumhuriyetçilerin Kongre'de güçlenmesi, özellikle savunma sanayii iş birlikleri ve F-16 satışı gibi konularda Türkiye'nin elini nasıl etkileyeceği belirsiz. Trump döneminde inişli çıkışlı seyreden ilişkiler, Biden yönetiminde daha öngörülebilir ancak mesafeli bir çizgide. Ara seçimler sonrası Kongre'nin tutumu, Türkiye'ye yönelik yaptırım veya silah satışı gibi kritik dosyalarda belirleyici olabilir. Ayrıca, ABD'nin küresel taahhütlerindeki olası bir zayıflama, bölgesel güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin jeopolitik hesaplarını yeniden şekillendirebilir.