Donald Trump, Beyaz Saray önündeki Reflecting Pool’a kırmızı boya döken ‘vandalların’ yıllarca hapis yatabileceğini söylerken, milyarder iş insanı Jeffrey Epstein’ın cinsel istismar dosyaları hakkında kamuoyunun konuyu kapatmasını istedi. İki olay arasındaki bu bariz çifte standart, ABD’de adalet sisteminin siyasallaştığına dair eleştirileri yeniden alevlendirdi. Trump’ın söylemi, özellikle Epstein bağlantılı dosyaların gizliliğinin kaldırılması taleplerinin arttığı bir dönemde dikkat çekiyor.
Reflecting Pool eylemi ve yargı süreci
Geçtiğimiz hafta sonu, iklim aktivistleri Washington DC’deki National Mall’da bulunan Reflecting Pool’a kırmızı boya dökerek sembolik bir eylem gerçekleştirdi. Eylem, hükümetin iklim değişikliği konusunda yetersiz kaldığını protesto etmek amacı taşıyordu. Polis, olayla ilgili 10 kişiyi gözaltına aldı ve kamu malına zarar verme suçlamasıyla işlem başlattı. Eski Başkan Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ‘Bu vandallar yıllarca hapis yatmalı. Ülkemizin sembollerine saldırmak affedilemez’ ifadelerini kullandı. Adalet Bakanlığı’nın konuya hassasiyetle yaklaştığı ve faillerin en ağır cezayı alması için çalıştığı bildirildi.
Oysa aynı Trump, daha önce Epstein dosyalarının gizliliğinin kaldırılması yönündeki çağrılara ‘Artık ileriye bakmalıyız, geçmişte takılıp kalmayalım’ diyerek karşı çıkmıştı. Epstein’ın 2019’da cezaevinde ölümü ve onlarca mağdurun ifadeleri, dosyanın kapatılması yönündeki baskıları artırmıştı. Trump yönetimi, Epstein’ın eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell dışında dosyayı derinlemesine soruşturmamış, hatta bazı belgeleri gizli tutmuştu.
Epstein dosyası: Adalet mi, sessizlik mi?
Epstein davası, ABD siyasi tarihinin en skandallı olaylarından biri olarak hafızalara kazındı. Milyarder iş insanı, reşit olmayan kızları cinsel istismara maruz bırakmak ve insan ticareti yapmakla suçlanıyordu. Ancak dosyanın önemli bir kısmı, nüfuzlu isimlerin adının karıştığı iddialar nedeniyle kapatıldı. Trump döneminde Adalet Bakanlığı, Epstein’ın bağlantılarını araştırmak yerine dosyayı rafa kaldırmakla eleştirildi. Eski Başkan, Epstein’ın 1993’te Mar-a-Lago’ya üye olması ve kendisiyle birkaç kez görüşmesine rağmen, ‘Onunla aramızda bir şey yoktu’ savunması yapmıştı.
Şu anda, 2020’de tutuklanan Ghislaine Maxwell’in 20 yıl hapis cezası alması ve bazı belgelerin 2023’te kısmen yayımlanması dışında, Epstein’ın kurbanları tam adalet arayışında. Mağdurların avukatları, ‘Reflecting Pool eylemcileri daha fazla kovuşturulurken, Epstein dosyasındaki güçlü isimler korunuyor’ diyerek çifte standarda dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’de adalet sisteminin seçici uygulanmasının küresel yansımalarına işaret ediyor. Türkiye, uluslararası hukuk ve adalet ilkelerine bağlılığını vurgularken, ABD’deki bu tür çifte standartların uluslararası güveni sarstığı gözlemleniyor. Özellikle Türkiye’nin yakından takip ettiği Fethullah Gülen’in iade süreci ve S-400 krizi gibi konularda ABD’nin farklı standartlar uyguladığı algısı, bu haberle pekişiyor. Türk dış politikası, adaletin evrenselliği ilkesini savunurken, ABD’deki siyasallaşmış yargı pratiğinin bölgesel istikrarı da etkileyebileceğini değerlendiriyor.