2026 Dünya Kupası, yılın en büyük spor etkinliği olarak milyonlarca kişi tarafından takip edilmesine rağmen, beklenen coşkudan uzak bir atmosferle başladı. Bilet satışları ve otel rezervasyonları beklentilerin altında kalırken, özellikle ABD'deki göçmenlik sorunları manşetlere taşınıyor. Avrupa Parlamentosu'nda (AP) düzenlenen bir oturumda, milletvekilleri organizasyonun gidişatını ve Trump yönetiminin etkisini tartıştı.
Beklentilerin altında kalan talep
Dünya Kupası'nın ev sahipleri ABD, Kanada ve Meksika, turnuvanın başlamasına kısa bir süre kala beklenen turist akınıyla karşılaşmadı. FIFA'nın açıkladığı verilere göre, bilet satışları ilk etapta öngörülenin yüzde 20 altında seyrediyor. Otel odalarının doluluk oranları da benzer bir düşüş gösteriyor. Özellikle ABD'de, Trump yönetiminin sıkı göçmenlik politikaları ve vize süreçlerindeki gecikmeler, uluslararası taraftarların turnuvaya katılımını olumsuz etkiliyor. Toronto ve Mexico City gibi şehirlerde de benzer sorunlar yaşanıyor; ancak en büyük sıkıntı ABD'de gözlemleniyor.
AP'nin Strazburg'daki genel kurulunda konuşan Alman milletvekili Klaus Müller, "Trump'ın politikaları Dünya Kupası'nın ruhunu zedeliyor. Futbolun birleştirici gücünü baltalamak, sadece sporseverlere değil, küresel barışa da zarar verir" ifadelerini kullandı. Fransız meslektaşı Marie Dubois ise, "ABD'nin turnuvayı siyasi bir vitrine dönüştürmesi kabul edilemez. Göçmenlik sorunları, birçok potansiyel ziyaretçiyi caydırıyor" dedi.
Göçmenlik tartışmalarının bölgesel boyutu
Trump yönetiminin uyguladığı seyahat yasakları ve vize başvurularındaki sıkılaştırma, özellikle Latin Amerika ve Orta Doğu ülkelerinden gelen taraftarları etkiliyor. Meksika, ev sahibi olmasına rağmen, ABD'ye geçişlerde yaşanan sorunlar nedeniyle turnuvanın lojistik boyutunda zorluklarla karşı karşıya. AP üyeleri, bu durumun 2026 Dünya Kupası'nın sadece bir spor etkinliği olmaktan çıkıp, uluslararası ilişkilerde bir gerilim unsuru haline geldiğini vurguluyor. İngiliz milletvekili Sarah Johnson, "Futbolun siyasallaştırılması, tarihsel olarak hiçbir zaman olumlu sonuçlar doğurmamıştır. Trump'ın tutumu, turnuvayı bir 'siyasi silah'a dönüştürüyor" diye konuştu.
Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, olası bir diplomatik krizi önlemek için ABD ile temaslarını sıklaştırdı. Ancak şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilmiş değil. Uzmanlar, bilet satışlarındaki durgunluğun sadece siyasi nedenlerden kaynaklanmadığını; küresel enflasyon ve seyahat maliyetlerindeki artışın da etkili olduğunu belirtiyor. Buna rağmen, AP'deki tartışmalar, turnuvanın siyasi boyutunun ön plana çıktığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Dünya Kupası'na olan ilginin azalması ve ABD ile AB arasındaki bu gerilim, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel spor organizasyonlarına katılımda yaşanan siyasi engeller, Türk sporcular ve taraftarlar için de geçerli olabilir. Türkiye, özellikle vize sorunları nedeniyle benzer sıkıntılar yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Ayrıca, Trump'ın izolasyonist politikaları, Türkiye-ABD ilişkilerine yansıyabilir; ancak bu bağlamda doğrudan bir etki şu an için öngörülmüyor. Turnuvanın bölgesel yansımaları ise, komşu ülkelerle olan spor diplomasisi açısından takip edilmeli.