Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e yaptığı ve kendisinin 'büyük bir başarı' olarak nitelendirdiği ziyaretin hemen ardından, Amerika'nın üst düzey diplomatı Hindistan, Japonya ve Avustralya mevkidaşlarıyla Yeni Delhi'de bir araya gelerek Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad) toplantısına katıldı. Bu durum, Trump yönetiminin Asya-Pasifik politikasında 'öngörülemez bir sürüklenme' yaşandığı yorumlarına yol açtı. Uzmanlar, Trump'ın Çin'e yönelik ikili ilişkilerde sıcak mesajlar verirken, aynı anda Çin karşıtı bir ittifakın toplantısına ev sahipliği yapılmasının Washington'un bölgedeki stratejik tutarsızlığını gözler önüne serdiğini belirtiyor.
Quad toplantısı ve Trump'ın Çin ziyareti arasındaki çelişki
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Hindistan, Japonya ve Avustralya dışişleri bakanları 26 Mayıs'ta Yeni Delhi'de Quad toplantısını gerçekleştirdi. Toplantının ana gündem maddesi, Hint-Pasifik bölgesinde serbest ve açık bir düzenin sağlanması olarak belirlendi. Ancak bu toplantı, Trump'ın birkaç gün önce Pekin'de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı ve 'yeni bir işbirliği dönemi' müjdelediği ziyaretle tam bir tezat oluşturdu. Trump, Çin ziyareti sırasında ticaret anlaşmazlıklarının çözüleceğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin mükemmel olduğunu vurgulamıştı.
Uzmanlara göre bu çelişki, Trump yönetiminin Asya politikasında net bir stratejiden yoksun olduğunu gösteriyor. Bir yandan Çin ile ekonomik ilişkileri geliştirmeye çalışırken, diğer yandan Çin'i çevreleme amacı güden bir ittifaka liderlik etmek, Washington'un bölgedeki güvenilirliğini zedeliyor. Asya Araştırmaları Merkezi'nden Dr. Li Wei, 'ABD'nin hem Çin'le işbirliği yapıp hem de ona karşı bir blok oluşturması mümkün değil. Bu ikilem, Trump yönetiminin dış politikasındaki öngörülemezliğin bir yansıması' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Quad'ın geleceği belirsiz
Quad mekanizması, ABD, Hindistan, Japonya ve Avustralya arasında deniz güvenliği, terörle mücadele ve altyapı projeleri gibi alanlarda işbirliğini öngörüyor. Ancak Trump'ın Çin'e yönelik tutarsız mesajları, bu ittifakın geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor. Özellikle Çin'in bölgedeki artan etkisine karşı bir denge unsuru olarak görülen Quad'ın, ABD'nin net bir Çin politikası olmadan etkili olamayacağı ifade ediliyor.
Toplantıda ayrıca Hint-Pasifik bölgesinde altyapı yatırımları ve dijital bağlantı konuları da ele alındı. Ancak Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif bir proje sunulup sunulmayacağı netlik kazanmadı. Analistler, Quad ülkelerinin Çin'in bölgesel hakimiyetine karşı ortak bir duruş sergilemekte zorlandığını, zira her bir ülkenin Çin'le farklı ekonomik ve diplomatik ilişkilere sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle Hindistan'ın Çin'le sınır anlaşmazlıkları ve ticari bağımlılığı, ittifak içinde uyum sorunlarına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin rekabetinin Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, küresel güç dengelerindeki bu kayma dolaylı yoldan Ankara'yı ilgilendiriyor. Türkiye, hem ABD ile NATO müttefiki hem de Çin'le ticari ve enerji alanında işbirliği yapan bir ülke olarak iki büyük güç arasında denge politikası izlemeye çalışıyor. Quad'ın güçlenmesi, Asya'da ABD liderliğindeki bir blok oluşumunu hızlandırabilir ve bu durum Türkiye'nin Çin'le olan ekonomik ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca Hint-Pasifik'teki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika ve Orta Asya'da yürüttüğü dış politikayı da dolaylı olarak şekillendirebilir. Ankara'nın, bu rekabet ortamında kendi çıkarlarını koruyabilmek için esnek ve proaktif bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.