ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, eyaletlere sağlanan federal ulaşım fonlarının, bölgelerin doğum oranlarına göre dağıtılmasını öngören bir plan üzerinde çalışıyor. Edinilen bilgilere göre, ortalamanın üzerinde doğurganlık oranına sahip bölgelere altyapı projeleri için daha fazla kaynak aktarılması hedefleniyor. Söz konusu öneri, kamuoyunda ve uzman çevrelerinde sert eleştirilere yol açtı; planı değerlendiren bazı uzmanlar, uygulamanın "tuhaf ve distopik" olduğunu belirterek, nüfus politikalarının altyapı yatırımlarıyla ilişkilendirilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Planın arka planı ve ayrıntılar
Trump yönetiminin gündeme getirdiği öneri, federal ulaşım fonlarının dağıtımında yeni bir kriter olarak "doğurganlık skoru"nu öne çıkarıyor. Buna göre, doğum oranı ulusal ortalamanın üzerinde olan eyalet veya bölgeler, ulaşım ve altyapı projeleri için daha fazla federal destek alabilecek. Uygulamanın henüz taslak aşamasında olduğu ve Kongre'den geçmesi gerektiği belirtiliyor. Ancak önerinin, Trump'ın daha önceki konuşmalarında sıkça dile getirdiği "aile değerleri" ve "nüfus artışı" söylemleriyle uyumlu olduğu gözlemleniyor.
Uzmanlar, planın yalnızca pratikte uygulanabilirliği açısından değil, aynı zamanda etik ve anayasal boyutlarıyla da sorunlu olduğunu ifade ediyor. Federal kaynakların nüfus artış hızına endekslenmesi, eyaletler arasında ayrımcılığa yol açabileceği gibi, bireylerin üreme hakları üzerinde dolaylı bir baskı oluşturabileceği endişesini doğuruyor. Zira bu tür bir politika, eyalet yönetimlerini doğum oranlarını artırmaya yönelik teşvikler vermeye itebilir; bu da kadınların ve ailelerin kararları üzerinde istenmeyen bir etki yaratabilir.
Öneriye yönelik tepkiler henüz netleşmiş değil; ancak muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, planı "gerçek dışı" ve "ayrımcı" olarak nitelendirerek karşı çıkıyor. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ulaşım Bakanlığı'nın ise henüz bir yorumda bulunmadığı bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'de federal fonların dağıtımında nüfus kriterinin kullanılması yeni bir olgu değil; ancak doğurganlık oranına dayalı bir kriter, ilk kez bu kadar açık şekilde tartışılıyor. Bu gelişme, küresel ölçekte nüfus politikalarına ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirebilir. Son yıllarda birçok ülke, azalan doğum oranları ve yaşlanan nüfusla mücadele etmek için çeşitli teşvikler uyguluyor. Ancak bunlar genellikle doğrudan aile destekleri, vergi indirimleri veya çocuk yardımları şeklinde oluyor. Altyapı fonlarının doğum oranına bağlanması, dünya genelinde benzeri görülmemiş bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, Trump yönetiminin bu önerisi, ABD iç siyasetinde yeni bir kutuplaşma yaratabilir. Demokratların kontrolündeki eyaletler ile Cumhuriyetçilerin kalesi olan eyaletler arasındaki kaynak dağılımı zaten tartışmalıyken, böyle bir kriter, mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirebilir. Örneğin, yüksek doğum oranına sahip Güney eyaletleri daha fazla fon alırken, Kuzeydoğu ve Batı Yakası'ndaki eyaletler daha az kaynakla karşılaşabilir. Bu durum, federal bütçenin adil dağıtımı ilkesine aykırı düşebilir ve yargı yoluyla itirazlara konu olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda doğum oranlarındaki düşüş eğilimiyle dikkat çeken ülkeler arasında. Hükümet, nüfus artışını teşvik etmek için çeşitli sosyal ve ekonomik politikalar uyguluyor. ABD'de tartışılan bu öneri, nüfus politikalarının altyapı yatırımlarıyla ilişkilendirilmesi açısından Türkiye'deki tartışmalara da yansıyabilir. Ancak Türkiye'de federal bir yapı olmadığı için bu tür bir uygulama doğrudan mümkün değil. Yine de küresel ölçekte nüfus artışının teşviki ve kaynak dağılımı arasındaki bağ, Türkiye'nin uzun vadeli kalkınma planlaması ve bölgesel eşitsizlikleri azaltma politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir konu. Ayrıca, doğum oranını fon dağıtımında kriter yapmak, demografik yapıyı şekillendirme amacı taşıdığı için evrensel insan hakları ve ayrımcılık yasağı ilkeleri çerçevesinde sorgulanmalı.