Washington – ABD Başkanı Donald Trump, 6 Kasım'daki ara seçimlere giderken, dış politika alanında elle tutulur bir başarı gösterememiş durumda. İran ile yaşanan gerginlik maliyetli bir açmaza dönüşürken, Ukrayna'daki kriz ve Gazze'deki çatışmalar da çözümsüz kalmaya devam ediyor. Trump'ın seçim vaatleri arasında yer alan dış politika hedefleri, Beyaz Saray'ın iç siyasi gündeminin gölgesinde kalmış durumda. Bu durum, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu koruma çabalarını olumsuz etkileyebilir.
Gelişmenin Arka Planı: Başarısız Bir Dış Politika Tablosu
Reuters'ın analizine göre, Trump yönetimi dış politikada birçok cephede zorluklarla karşı karşıya. İran ile yaşanan gerilim, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından tırmanmış ve geçtiğimiz aylarda askeri bir çatışmanın eşiğine gelinmişti. Ancak taraflar, ekonomik yaptırımlar ve diplomatik hamlelerle bir türlü çözüm bulamadı. Ortadoğu'da İran destekli gruplara karşı yürütülen operasyonlar ise maliyetli bir açmaza dönüşmüş durumda.
Ukrayna'daki kriz ise Rusya'nın 2014'te Kırım'ı ilhak etmesiyle başlamış ve Doğu Ukrayna'daki çatışmalarla devam etmişti. Trump yönetimi, Ukrayna'ya askeri yardım sağlamış ancak Rusya'ya yönelik yaptırımlar konusunda Avrupa Birliği ile tam bir uyum sağlayamamıştı. Gazze'deki çatışmalar ise İsrail ve Filistinli gruplar arasında periyodik olarak alevleniyor; ABD'nin barış planı ise henüz somut bir sonuç vermedi.
Trump'ın dış politika öncelikleri arasında Çin ile ticaret savaşı, Kuzey Kore'nin nükleer silahsızlanması ve İran'ın nükleer programının durdurulması yer alıyordu. Ancak bu dosyaların hiçbirinde kalıcı bir ilerleme sağlanamadığı belirtiliyor. Uzmanlar, başarısız dış politika tablosunun, Trump'ın ara seçimlerdeki en büyük zafiyeti olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD'nin Azalan Etkisi
Trump'ın dış politikasındaki bu tıkanma, ABD'nin küresel liderlik rolünü de sorgulatıyor. İran'daki açmaz, ABD'nin Ortadoğu'daki nüfuzunu zayıflatırken, Rusya ve Çin'in bölgede daha aktif bir rol oynamasına zemin hazırlıyor. Ukrayna'daki kriz, Avrupa'nın güvenlik mimarisini tehdit ederken, ABD ve AB arasında yaptırım politikaları konusunda görüş ayrılıkları yaşanıyor.
Gazze'deki şiddet döngüsü ise Arap dünyasında ABD'nin arabuluculuk rolünü zayıflatıyor. Uzmanlar, Trump yönetiminin İsrail yanlısı politikalarının Filistinlilerle barış umutlarını azalttığını ve bunun bölgesel istikrarı olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Kuzey Kore ile yapılan zirveler ise somut bir anlaşmaya dönüşemeden askıda kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin dış politikadaki bu tıkanması, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, İran ve Rusya ile olan ilişkilerinde manevra alanını genişletebilir; ancak ABD'nin Ortadoğu'daki belirsiz politikaları, bölgede yeni çatışma alanları yaratabilir. Özellikle Suriye'nin kuzeyinde ABD ile yaşanan gerginlikler, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor. Ukrayna krizinde ise Türkiye'nin arabuluculuk rolü öne çıkabilir. Küresel güç dengelerindeki bu kayma, Türkiye'nin bölgesel aktör olarak etkinliğini artırabilir; ancak dikkatli bir denge politikası izlemesi gerekiyor.