ABD İç Güvenlik Bakanlığı'nda (DHS) görev yapan bir muhbir, bakanlık çalışanlarının eyaletlere ait seçmen kayıtlarına erişmek için kasıtlı olarak yanlış bilgi verdiğini ve yasal gerekçeler uydurduğunu öne sürdü. İddia, 2026 ara seçimleri öncesinde federal hükümetin seçim altyapısına müdahale ettiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Muhbirin avukatı aracılığıyla Kongre üyelerine ilettiği bilgilere göre, DHS personeline "seçmen güvenliği incelemesi" adı altında eyalet veri tabanlarına erişim talimatı verildi; ancak söz konusu erişimin yasal dayanağı bulunmuyordu.
İddiaların Arka Planı ve DHS İçindeki Gerilim
Muhbirin paylaştığı belgelere göre, İç Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki bazı birimler, eyalet seçim otoritelerine başvurarak "federal seçmen doğrulama programı" kapsamında veri talep etti. Eyalet yetkililerine yapılan yazışmalarda, talebin yasal bir zorunluluk olduğu izlenimi verildi. Oysa muhbir, bu tür bir programın Kongre tarafından onaylanmadığını ve bakanlığın kendi iç düzenlemelerine aykırı olduğunu savunuyor. Axios'un ulaştığı kaynaklara göre, bazı DHS çalışanları eyalet yetkililerine "seçmen listelerinde yabancı müdahale tespit edildiği" yönünde asılsız uyarılarda bulunarak veri paylaşımını hızlandırmaya çalıştı. Bu iddialar, bakanlık içinde görev yapan kariyer memurları ile siyasi atamalar arasında ciddi bir güven bunalımı yaşandığını gösteriyor.
İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada iddiaları reddederek, "Bakanlık tüm faaliyetlerini yasal çerçevede yürütmektedir; seçmen verilerine yönelik herhangi bir usulsüz erişim söz konusu değildir" ifadelerini kullandı. Ancak muhbir, bakanlığın iç denetim birimine yaptığı başvurulardan sonuç alamadığını, bu nedenle Kongre'ye başvurmak zorunda kaldığını belirtti. Temsilciler Meclisi Gözetim Komisyonu'nun konuyu incelemeye aldığı ve DHS'ten ilgili yazışmaları talep ettiği öğrenildi. Komisyon üyelerinden bazıları, eğer iddialar doğruysa bunun "federal hükümetin seçimlere doğrudan müdahalesi anlamına geleceğini" söyledi.
Olayın bir diğer boyutu da FBI'ın daha önce başlattığı bir soruşturmayla bağlantılı olması. Axios'un haberine göre, FBI 2026 yılının ortalarında bazı eyaletlerdeki seçmen kayıt sistemlerine yönelik IP adresi incelemesi başlatmıştı. Bu soruşturma, federal birimlerin seçim altyapısına yönelik ilgisinin yeni olmadığını gösteriyor. Muhbir, DHS'teki veri erişim taleplerinin bu soruşturmayla eş zamanlı olarak arttığını ve bazı çalışanların "FBI adına hareket ettikleri" yönünde beyanlarda bulunduğunu iddia ediyor. FBI'dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Seçim Güvenliği ve Federal-Yerel Yetki Çatışması
ABD'de seçimlerin yönetimi anayasal olarak eyaletlere bırakılmıştır. Federal hükümetin seçmen verilerine erişimi, yalnızca belirli yasal çerçeveler altında (örneğin Help America Vote Act kapsamında) mümkündür. Eyalet yetkilileri, son yıllarda federal birimlerden gelen veri taleplerine karşı temkinli yaklaşıyor. Özellikle 2020 seçimlerinin ardından bazı eyaletler, seçmen bilgilerinin federal kurumlarla paylaşılmasını sınırlayan yasalar çıkardı. Bu olay, federal hükümet ile eyalet yönetimleri arasındaki yetki çatışmasının yeni bir aşamasına işaret ediyor. Seçim güvenliği uzmanları, eğer iddialar doğruysa, bunun seçmen mahremiyetini ihlal edebileceği ve seçim sonuçlarına gölge düşürebileceği uyarısında bulunuyor. Demokrat senatörler, konunun bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılması çağrısı yaparken, Beyaz Saray'dan henüz bir açıklama gelmedi.
Türkiye açısından bakıldığında, ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları doğrudan bir dış politika sonucu doğurmasa da, Amerikan demokrasisinin iç istikrarına ilişkin algıyı etkiliyor. Türkiye, ABD ile stratejik ortaklığını sürdürürken, Washington'daki kurumlar arası gerilimlerin ve seçim belirsizliklerinin NATO içindeki karar alma süreçlerini yavaşlatabileceğini hesaba katmalı. Ayrıca, ABD'de yükselen federal müdahale tartışmaları, Türkiye'nin kendi seçim güvenliği ve veri egemenliği politikalarına dair karşılaştırmalı bir perspektif sunuyor. Ankara, olası bir ABD yaptırımı veya dış politika kayması durumunda, bu tür iç krizlerin yaratacağı boşlukları değerlendirmeye hazırlıklı olmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğrudan bir dış politika hamlesini gerektirmese de, ABD'nin iç istikrarı ve demokratik kurumlarına yönelik algıyı zayıflatma potansiyeli taşıyor. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde seçim dönemlerinde artan iç siyasi baskıların dış politikaya yansımalarını yakından izlemeli. Federal hükümetin eyaletlerle yaşadığı yetki çatışmaları, ABD'nin uluslararası taahhütlerine odaklanmasını güçleştirebilir. Ayrıca, seçmen verilerine yönelik usulsüz erişim iddiaları, Türkiye'nin kendi seçim güvenliği ve veri koruma mevzuatını gözden geçirmesi için bir uyarı niteliğinde. Türk karar alıcılar, ABD'deki kurumsal krizlerin NATO ve ikili ilişkilere olası yansımalarını senaryo analizlerine dahil etmeli.