ABD Başkanı Donald Trump, son dönemde yapay zeka ve yarı iletkenler gibi stratejik alanlarda uyguladığı politikayla, Çin'in devlet öncülüğündeki kalkınma modeline benzer bir yol izliyor. Uzun süredir piyasa odaklı yaklaşımları savunan Washington yönetimi, kritik teknolojilerde ulusal güvenlik gerekçeleriyle devlet müdahalesini artırma eğiliminde. Bu değişim, ABD'nin soğuk savaş sonrası benimsediği neoliberal ekonomi politikalarında önemli bir kırılmaya işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Tarihsel olarak hükümetler, savunma ve enerji gibi stratejik sektörleri çeşitli korumacı tedbirlerle desteklemiş olsa da, doğrudan hissedar olma fikri Washington için nispeten yeni. Trump yönetimi, özellikle Çin'in yapay zeka alanındaki hızlı ilerlemesi karşısında, ABD şirketlerinin rekabet gücünü korumak için devletin daha aktif rol alması gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda, Ulusal Yapay Zeka Araştırma Kaynakları gibi girişimlerle kamu-özel ortaklıkları güçlendirilirken, aynı zamanda Çinli teknoloji devlerine yönelik ihracat kısıtlamaları ve yatırım yasakları da getiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu politika değişikliğinin küresel yansımaları büyük. Öncelikle, ABD'nin Çin modelini benimsemesi, iki ülke arasındaki teknoloji savaşını daha da derinleştirme riski taşıyor. Ayrıca, Avrupa Birliği ve diğer büyük ekonomiler de benzer stratejileri değerlendirmek zorunda kalabilir. Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olabilecek bu yaklaşım, küresel ticaret sisteminde önemli gerilimlere yol açabilir. Uzmanlar, bu gelişmenin yapay zeka ve yarı iletkenler gibi kritik teknolojilerde devlet kontrolünün artmasına ve ulusal güvenlik kaygılarının ticaret politikalarına daha fazla yansımasına neden olacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savunma ve teknoloji alanında benzer bir devlet öncülüğü modeli izliyor. ABD'nin Çin modeline yönelmesi, Türkiye'nin yerli ve milli teknoloji hamlesi için bir fırsat doğurabilir; ancak aynı zamanda Batılı müttefiklerle teknoloji paylaşımında kısıtlamalara yol açabilir. Özellikle yapay zeka ve yarı iletken alanında dışa bağımlılığı azaltmak isteyen Ankara, bu süreçte hem ABD hem de Çin ile denge politikası izlemek zorunda kalabilir. Sonuç olarak Türkiye, kendi egemen teknoloji politikasını güçlendirirken, küresel rekabetin yeni kurallarına uyum sağlamalıdır.