ABD Başkanı Donald Trump'ın bu yıl "bir ara" Çin'e gideceğini açıklaması, Amerikan ve Çin liderleri arasında alışılmadık derecede sık bir görüşme takvimine zemin hazırlıyor. İki lider, 2026 yılı içinde potansiyel olarak dörde varan yüz yüze görüşme gerçekleştirebilir. Bu, Trump'ın görevde olduğu dönemde Çin'e yapacağı ikinci ziyaret olacak.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, geçtiğimiz hafta gazetecilere yaptığı açıklamada Çin'e "büyük bir ziyaret" planladığını belirtti. Başkan, "Onu çok seviyorum. Harika bir adam. Çin'e gitmek isterim. Bakalım, belki bu yıl içinde olur" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD'nin ara seçimlerine yaklaşık altı ay kala ve ticaret savaşının gölgesinde geldi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Trump bu yıl halihazırda bir kez yüz yüze görüştü. İkili, geçtiğimiz ay Japonya'nın Osaka kentinde düzenlenen G20 zirvesinde bir araya gelmişti. Bunun yanı sıra, Kasım ayında Şili'de yapılması planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesinde de bir araya gelmeleri bekleniyor. Eğer Trump'ın Çin ziyareti gerçekleşirse, bu iki lider arasındaki dördüncü yüz yüze temas olacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olası ziyaret, ABD-Çin ilişkilerinde ticaret savaşının gölgesinde bir denge arayışını yansıtıyor. Trump yönetimi, Çin'e yönelik gümrük tarifelerini artırırken, bir yandan da müzakereleri sürdürme niyetinde. Uzmanlar, bu sık görüşme trafiğinin, iki ülke arasındaki gerginliği yönetmeye yönelik bir strateji olduğunu belirtiyor.
Öte yandan, Çin'in bölgedeki etkisi giderek artıyor. ABD'nin Asya-Pasifik'teki müttefikleri, iki süper güç arasındaki bu yakınlaşmayı dikkatle izliyor. Trump'ın Çin ziyareti, aynı zamanda Kuzey Kore nükleer sorunu gibi bölgesel krizlerde işbirliği için de bir fırsat olabilir.
Analistler, bu ziyaretin ABD iç siyasetine de etkisi olabileceğini vurguluyor. Trump, ara seçimler öncesinde Çin'le bir anlaşma imzalayarak ekonomi ve dış politikada başarı elde etmiş bir lider imajı çizmek isteyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ilişkilerindeki bu yakınlaşma, Türkiye açısından dengeleri etkileyebilecek bir gelişme. İki süper güç arasındaki ticaret savaşının sona ermesi, küresel ekonomik büyümeyi olumlu etkileyebilir ve Türkiye'nin ihracat pazarlarına katkı sağlayabilir. Ancak, ABD'nin Çin'e yönelik yumuşaması, Türkiye'nin Rusya ile S-400 anlaşması nedeniyle ABD ile yaşadığı gerginlikte Çin'in elini güçlendirebilir. Ayrıca, Çin'in Orta Asya ve Balkanlar'daki yatırımları, Türkiye'nin bölgesel rekabetini etkileyebilir. Türkiye, bu gelişmeleri dikkatle takip etmeli ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmelidir.