ABD Başkanı Donald Trump, çiftçilere yönelik bir konuşmasında, savaş sonrası dönemde 'sevimli İran ülkesine' (lovely country of Iran) mahsul satabileceklerini söyledi. Trump'ın bu vaadi, Tahran yönetimi tarafından hemen reddedildi; İran, ABD'nin yalnızca 'genetiği değiştirilmiş soya fasulyesi, kırık vaatler ve boş laflar' ihraç ettiğini belirtti. ABD-İran arasındaki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde gelen bu açıklama, Trump'ın iç politikada tarım sektörünü memnun etme çabası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump, ABD'nin orta batı eyaletlerinde çiftçilere hitaben yaptığı konuşmada, İran'la yaşanacak olası bir savaş sonrasında bu ülkeyle ticari ilişkilerin normalleşeceğini ima etti. Başkan, 'Savaşı kazanıp işimizi bitirdiğimizde, çiftçilerimiz o sevimli İran ülkesine ürün satabilecek. Bu harika bir pazar' dedi. Ancak Trump yönetiminin İran'a uyguladığı ağır yaptırımlar ve artan askeri gerilim, bu vaadin gerçekçi olmadığını gösteriyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, Trump'ın sözlerine sert tepki gösterdi: 'Amerika'nın İran'a ihraç edebileceği tek şey, genetiği değiştirilmiş soya fasulyesi, bir dizi boş vaat ve hakaret dolu konuşmalardır. Biz kimseyle savaşmak istemiyoruz, ancak topraklarımızı savunmaktan da çekinmeyiz.'
Bu açıklama, ABD'de 2020 başkanlık seçimleri öncesinde tarım sektörünün oylarını almak isteyen Trump'ın popülist bir söylemi olarak değerlendiriliyor. Özellikle Çin ile yaşanan ticaret savaşı nedeniyle zarar eden çiftçiler, Trump'ın vaatlerine şüpheyle yaklaşıyor. Iowa Çiftçiler Birliği Başkanı Craig Hill, 'Trump'ın sözleri güzel ama gerçekçi değil. İran'a satış yapmak için önce yaptırımları kaldırmamız ve diplomatik ilişkileri onarmamız gerekir. Bu mevcut ortamda mümkün görünmüyor' dedi.
Bölgesel veya küresel boyut
Trump'ın savaş sonrası İran ticareti vaadi, ABD'nin Orta Doğu politikasının çelişkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir yandan İran'a 'maksimum baskı' politikası uygulayan Washington, diğer yandan savaş sonrası normalleşme senaryolarından bahsediyor. Uzmanlar, bu tür açıklamaların İran'ı müzakere masasına çekmekten çok, bölgedeki gerginliği artırdığına dikkat çekiyor. Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Trump'ın bu sözlerini 'tehlikeli bir naiflik' olarak nitelendirdi: 'İran'a savaş açıp sonra ticaret yapmak, bir ülkeyi işgal edip sonra demokrasi getirmek gibi bir hayal. Bu tür söylemler bölgesel istikrarı daha da bozar.'
Öte yandan, uluslararası toplum Trump'ın açıklamalarını endişeyle karşıladı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Sözcüsü, 'İran'la savaş senaryoları konuşmak yerine, diyalog ve diplomasi yollarını aramalıyız. AB, nükleer anlaşmayı korumak için çaba harcarken bu tür açıklamalar yapıcı değil' ifadelerini kullandı. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, Trump'ın sözlerinin 'provokatif' olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem sınır komşusu hem de önemli bir ticaret ortağıdır. Trump'ın savaş senaryoları, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir çatışma riski anlamına gelebilir. Ankara, ABD-İran geriliminde tarafsız kalmaya çalışırken, olası bir savaş bölgesel istikrarı bozabilir, enerji nakil hatlarını tehdit edebilir ve Türkiye'ye yönelik mülteci akınını artırabilir. Ayrıca, Türk çiftçileri de İran pazarında ABD ile rekabet edebilir; ancak mevcut yaptırımlar Türkiye-İran ticaretini de olumsuz etkiliyor. Ankara'nın, iki ülke arasında denge politikasını sürdürmesi ve bölgesel barış için arabuluculuk yapması beklenir. Türkiye, İran'la enerji ve tarım alanlarında iş birliğini derinleştirerek olası bir krizden en az zararla çıkmayı hedefleyebilir.