ABD Başkanı Donald Trump, Kanada'nın önde gelen uçak üreticisi Bombardier'e yönelik sert bir hamle yaparak, şirketin ABD pazarında uçak satışını, üretim tesislerini Amerikan topraklarına taşımadığı sürece yasaklama tehdidinde bulundu. Bu hamle, Trump'ın Kanada Başbakanı Mark Carney ile artan geriliminde yeni bir cephe açtı. Bombardier'in en pahalı iş jeti olan Global 7500, ultra zengin Amerikalı iş insanları, ünlüler ve kurumsal yöneticiler tarafından yoğun olarak tercih ediliyor. Trump'ın bu adımı, ABD-Kanada ticaret ilişkilerini daha da karmaşık hale getirirken, küresel havacılık sektöründe de dalgalanma yaratması bekleniyor.
Trump'ın Bombardier Hamlesinin Arka Planı
Donald Trump, uzun süredir Amerikan imalat sanayisini koruma ve dış ticaret açığını azaltma söylemiyle hareket ediyor. Bu kapsamda, Kanada merkezli Bombardier'in ABD'de satış yapabilmesi için üretimini ABD'de gerçekleştirmesi gerektiğini savunuyor. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Bombardier, eğer Amerikan işçilerine iş vermek istiyorsa, uçaklarını Amerika'da yapmalı. Aksi takdirde ABD pazarına giremez" ifadelerini kullandı. Bombardier, uzun yıllardır Kanada ve Meksika'da üretim yaparak maliyet avantajı sağlıyor; ancak Trump yönetimi, bu durumun ABD'deki iş imkanlarını olumsuz etkilediğini öne sürüyor.
Bombardier'in Global 7500 modeli, yaklaşık 75 milyon dolar fiyat etiketiyle ultra zenginlerin gözdesi. Elon Musk, Jeff Bezos gibi isimlerin yanı sıra birçok Fortune 500 şirketi bu uçağı tercih ediyor. Trump'ın hedefi, bu lüks segmentteki pazar payını ABD'li üreticilere (Gulfstream, Cessna) kaydırmak. Ancak sektör uzmanları, Bombardier'in Kanada'daki tedarik zinciri ve mühendislik altyapısını ABD'ye taşımasının milyarlarca dolar maliyet ve yıllar sürecek bir süreç olduğunu belirtiyor.
Kanada ile Artan Gerilim ve Küresel Etkiler
Trump'ın bu hamlesi, Kanada Başbakanı Mark Carney ile son dönemde artan ticaret savaşının bir parçası. Carney, göreve geldiğinden bu yana ABD'nin çelik ve alüminyum vergilerine karşı misilleme önlemleri almış, Kanada'nın ekonomik egemenliğini vurgulamıştı. Trump ise Kanada'yı "ABD'yi sömürmekle" suçlayarak yeni tarifeler ve kısıtlamalar getirme yoluna gidiyor. Bombardier kararı, iki ülke arasındaki ticaret anlaşmazlığının havacılık boyutuna taşındığını gösteriyor.
Küresel ölçekte, bu gelişme ticaret korumacılığının yükselişini simgeliyor. ABD'nin tek taraflı hamleleri, Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırılık tartışmalarını beraberinde getirirken, diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasına yol açabilir. Avrupa Birliği ve Çin, halihazırda ABD'nin çelik ve teknoloji ürünlerine yönelik kısıtlamalarına karşı önlemler almış durumda. Bombardier kararı, Kanada'nın da alternatif pazarlara yönelmesine neden olabilir; şirket, Avrupa ve Asya'da büyümeyi hızlandırabilir.
Öte yandan, ABD'li havayolları ve iş jeti kullanıcıları için bu karar maliyet artışı anlamına gelebilir. Bombardier'in ABD'deki satışları kısıtlanırsa, talebin Gulfstream gibi Amerikan üreticilerine kayması ve fiyatların yükselmesi bekleniyor. Ancak Trump yönetimi, uzun vadede ABD'de üretimin artmasının istihdam yaratacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Kanada ticaret savaşını doğrudan tarafı olmasa da dolaylı etkilerle karşı karşıya. Türk havacılık sektörü, özellikle TAI ve Baykar gibi şirketlerle küresel pazarda yükseliyor; ancak ABD'nin korumacı politikaları, Türkiye'nin ABD pazarına erişimini zorlaştırabilir. Ayrıca, Kanada ile savunma sanayii iş birlikleri (örneğin, Kanada'nın Türkiye'ye uyguladığı silah ambargosu) Trump'ın baskısıyla daha da karmaşık hale gelebilir. Türkiye, ticaret savaşlarında denge politikası izleyerek hem ABD hem Kanada ile ilişkilerini korumaya çalışmalı; yerli üretim ve ihracat çeşitlendirmesiyle riskleri azaltabilir.