Eski ABD Başkanı Donald Trump, Birleşik Krallık'ın Hint Okyanusu'ndaki Çagos Adaları'nı Morityus'a devretme planını sert bir dille eleştirerek anlaşmayı "korkunç" olarak nitelendirdi. Trump, aynı açıklamada Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham ile "iş yapabileceğini" belirtti. Birleşik Krallık, stratejik öneme sahip Diego Garcia askeri üssünü elinde tutmak için adaları Morityus'a devretmeyi ve üssü geri kiralamayı öneriyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Stratejik Önemi
Birleşik Krallık, 1965 yılında Morityus'tan ayırdığı Çagos Adaları üzerindeki egemenliğini 2024 yılında Morityus'a devretmeyi kabul etti. Ancak Diego Garcia'daki kritik askeri üssü 99 yıl boyunca kiralamak için yıllık yaklaşık 100 milyon sterlin ödemeyi planlıyor. Bu üs, ABD'nin Hint Okyanusu'ndaki en önemli askeri varlıklarından biri ve Orta Doğu ile Asya'daki operasyonlar için hayati önem taşıyor. Anlaşma, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından tartışmalı; Çagoslular 1960'larda ve 70'lerde adalardan zorla çıkarılmıştı.
Trump'ın açıklamaları, anlaşmanın ABD çıkarlarına zarar verebileceği endişelerini yansıtıyor. Eski başkan, anlaşmayı "korkunç" olarak nitelendirirken, muhtemelen ABD'nin bölgedeki askeri üstünlüğünün zayıflayacağını ima ediyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer liderliğindeki hükümet, anlaşmanın uluslararası ilişkileri güçlendireceğini ve üssün güvenliğini garanti edeceğini savunuyor. Ancak muhafazakâr milletvekilleri ve bazı askeri uzmanlar, anlaşmanın İngiltere'nin egemenliğinden taviz anlamına geldiğini düşünüyor.
Trump'ın Andy Burnham hakkındaki olumlu sözleri, İngiltere siyasetiyle ilgili spekülasyonları da beraberinde getirdi. Burnham, İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden ve zaman zaman Starmer'a karşı potansiyel bir liderlik rakibi olarak görülüyor. Trump'ın "iş yapabileceğini" söylemesi, Burnham'ın olası bir başbakanlık döneminde ABD ile iyi ilişkiler kurabileceği yönünde yorumlandı. Ancak Burnham henüz bu konuda bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çagos Adaları anlaşması, Hint Okyanusu'ndaki jeopolitik dengeyi etkileyebilir. Çin'in bölgedeki artan etkisi göz önüne alındığında, Diego Garcia üssünün Batı'nın askeri varlığı için kritik olduğu belirtiliyor. ABD, üssü Orta Doğu'daki operasyonlar, özellikle Afganistan ve Irak savaşları sırasında yoğun şekilde kullandı. Anlaşmanın onaylanması halinde, Morityus egemenliği altında ancak ABD-İngiltere ortak kullanımında kalacak.
Trump'ın eleştirileri, ABD'deki Cumhuriyetçi Parti içinde de yankı bulabilir. Özellikle "Amerika Birinci" politikalarını savunan kanat, denizaşırı taahhütlere şüpheyle yaklaşıyor. Ancak Diego Garcia gibi stratejik bir varlığın kaybedilmesi, askeri çevrelerde endişe yaratabilir. İngiltere'de ise anlaşma, sol kanat ve sağ kanat arasında bir tartışma konusu. İşçi Partisi hükümeti, anlaşmayı sömürgecilik mirasından kurtulmak ve uluslararası hukuka uyum olarak sunuyor. Muhalefet ise ulusal güvenlik endişelerine odaklanıyor.
Burnham'ın olası liderliği, İngiltere-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Burnham, Manchester Belediye Başkanı olarak yerel ekonomik kalkınma ve sosyal adalet konularında öne çıktı. Ulusal siyasette daha az deneyimli olsa da, Trump ile kurduğu diyalog, onun uluslararası arenada da etkili olabileceğini gösteriyor. İngiltere'de 2024 genel seçimlerinin ardından İşçi Partisi iktidara geldi ve Starmer başbakan oldu. Ancak Burnham'ın partinin geleceğinde önemli bir rol oynaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çagos Adaları anlaşması doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Hint Okyanusu'ndaki güç dengeleri ve ABD-İngiltere ittifakı, küresel istikrar açısından önem taşıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakı içindeki gelişmeleri yakından izliyor. Diego Garcia üssünün statüsü, ABD'nin küresel askeri varlığını etkileyebilir ve dolaylı olarak Türkiye'nin savunma stratejilerini de etkileyebilir. Ayrıca, sömürgecilik sonrası egemenlik devri, uluslararası hukuk açısından emsal teşkil edebilir; bu tür gelişmeler, Türkiye'nin Kıbrıs ve Ege gibi konulardaki pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türk dış politikası, benzer egemenlik tartışmalarında uluslararası hukuka vurgu yapıyor.