ABD Başkanı Donald Trump, 12 Eylül Cumartesi günü yaptığı açıklamada, İrlanda'nın Britanya yönetimindeki Kuzey İrlanda ile birleşmesini "çok isterim" dediğini ve bunun er ya da geç gerçekleşeceğini söyledi. DUBLIN merkezli açıklama, Brexit sonrası İrlanda adasında birleşme tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Trump'ın Açıklamasının Arka Planı
Trump, açıklamasını 12 Eylül'de yaptı. ABD Başkanı, İrlanda'nın birleşmesi konusunda kişisel görüşünü dile getirirken, bunun "zamanla olacağını" belirtti. Trump, İrlanda'nın bağımsızlık mücadelesi ve Kuzey İrlanda'daki barış süreci hakkında doğrudan bir yorum yapmadı; ancak "Birleşik İrlanda" fikrine sempati duyduğunu ifade etti.
Bu açıklama, ABD'nin geleneksel olarak İrlanda barış sürecinde oynadığı arabuluculuk rolü ve Good Friday Anlaşması'nın garantörlerinden biri olması nedeniyle dikkat çekici. Trump'ın sözleri, Kuzey İrlanda'da Protestan birlikçi kesimlerde rahatsızlık yaratabilir. Öte yandan, İrlanda milliyetçileri ve Sinn Féin gibi partiler, açıklamayı olumlu karşılayabilir.
Brexit Sonrası İrlanda Adası'nda Dengeler
Birleşik Krallık'ın 2016'daki Brexit referandumu sonrası Avrupa Birliği'nden ayrılması, Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınırı yeniden gündeme getirmişti. 1998 Good Friday Anlaşması ile sınırda fiziki kontrol noktaları kaldırılmıştı. Brexit sonrası ise AB ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret düzenlemeleri kapsamında Kuzey İrlanda'ya özel statü verildi; ancak bu durum birlikçi kesimlerde "anayasal tehdit" olarak algılandı.
Son dönemde yapılan anketler, Kuzey İrlanda'da birleşme desteğinin arttığını gösteriyor. 2022'de yapılan bir ankete göre, Kuzey İrlanda halkının %50'ye yakını uzun vadede birleşme olasılığını kabul ediyor. İrlanda Cumhuriyeti'nde ise Sinn Féin, 2020 seçimlerinde en çok oy alan parti oldu ve birleşme yanlısı politikalar izliyor. Ancak Birleşik Krallık hükümeti, Kuzey İrlanda'nın anayasal statüsünün ancak halk oylamasıyla değişebileceğini vurguluyor.
ABD'nin Tutumu ve Uluslararası Yansımalar
ABD, tarihsel olarak İrlanda barış sürecinin destekçisi oldu. Başkan Bill Clinton döneminde Good Friday Anlaşması'na doğrudan katkı sağlandı. Trump'ın açıklaması, ABD'nin Birleşik Krallık ile özel ilişkisine rağmen İrlanda'ya verdiği desteği yinelemesi açısından önemli. Ancak Trump'ın sözleri, Birleşik Krallık'ta özellikle Muhafazakâr Parti ve DUP (Demokratik Birlikçi Parti) tarafından tepkiyle karşılanabilir. İrlanda Başbakanı ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Uluslararası kamuoyunda, Trump'ın açıklaması bir "kişisel görüş" olarak değerlendiriliyor. ABD'nin resmi politikası, Good Friday Anlaşması çerçevesinde her iki toplumun rızasına dayalı bir çözümü desteklemek. Trump'ın "birleşme olacak" ifadesi, diplomatik teamüllere aykırı olarak yorumlanabilir. Öte yandan, Brexit sonrası dönemde İrlanda'nın AB içindeki konumu güçlendi ve ABD ile ilişkileri de olumlu seyrediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Birleşik İrlanda açıklaması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, uluslararası hukukta self-determinasyon ve toprak bütünlüğü ilkeleri açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Kıbrıs ve diğer bölgesel sorunlarda benzer tartışmaları yakından takip ediyor. ABD'nin bir müttefiki olan Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğüne yönelik bir liderin kişisel görüş açıklaması, NATO içi dengelerde sorgulanabilir. Ayrıca, Brexit sonrası AB-ABD ilişkilerinde İrlanda'nın artan önemi, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir parametre oluşturabilir. Türk dış politikası, benzer durumlarda uluslararası hukuka ve halkların iradesine vurgu yapmayı sürdürüyor.