ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü İrlanda'nın Donegal kentindeki Doonbeg'de yaptığı açıklamada, Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'tan ayrılarak İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesine verdiği desteği yineledi. Trump, İskoçya'nın bağımsızlığı konusunda ise "henüz" konuşmayacağını belirtti. Açıklama, Trump'ın İrlanda ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlamasıyla geldi.
Trump'ın Birleşik İrlanda Desteğinin Arka Planı
Trump, daha önce de Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'tan ayrılması gerektiğini savunmuştu. 2016 başkanlık kampanyası sırasında ve sonrasında, Brexit sürecinde İrlanda adasının birleşmesinin kaçınılmaz olduğunu söylemişti. Bu tutumu, ABD'deki İrlanda kökenli seçmenler nezdinde olumlu karşılanırken, Birleşik Krallık hükümeti tarafından endişeyle izleniyor. Trump'ın Doonbeg'deki açıklamaları, İrlanda Başbakanı ile yapacağı görüşme öncesinde geldi ve iki ülke arasındaki ticaret ve göçmenlik konularının yanı sıra Brexit sonrası düzenlemelerin de ele alınacağı bir ziyaretin parçasıydı.
Kuzey İrlanda, 1921'den bu yana Birleşik Krallık'ın bir parçası. Ancak 1998'de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile barış süreci başlamış ve o zamandan beri Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasında sınır kontrolleri kaldırılmıştı. Brexit sonrası dönemde, Kuzey İrlanda Protokolü ile bölge fiilen AB gümrük birliğinde kalmış, bu da Birleşik Krallık içinde gerilimlere yol açmıştı. Trump'ın sözleri, bu hassas dengede yeni bir tartışma başlatabilir.
İskoçya konusunda ise Trump, bağımsızlık referandumu çağrılarına mesafeli durdu. İskoçya Bölgesel Parlamentosu, Brexit sonrası bağımsızlık talebini yeniden gündeme getirmiş, ancak Londra yönetimi bu talebe sıcak bakmamıştı. Trump, "İskoçya hakkında henüz konuşmayacağım" diyerek konuyu şimdilik gündemine almadığını ima etti. Bu tutum, Trump'ın İskoçya'daki iş yatırımları ve golf sahaları nedeniyle çıkar çatışması endişeleriyle de ilişkilendirilebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın açıklamaları, ABD'nin Birleşik Krallık ile ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Joe Biden yönetimi de benzer şekilde İrlanda'nın birleşmesine sıcak bakmış, ancak diplomatik dille yaklaşmıştı. Trump'ın doğrudan ve pervasız üslubu, Londra'da rahatsızlık yaratabilir. Özellikle Brexit sonrası ABD-İngiltere ticaret anlaşması müzakerelerinde bu tür açıklamaların etkisi olabilir.
Öte yandan, İskoçya bağımsızlık hareketi, Avrupa Birliği'ne yeniden katılma arzusu taşıyor. Trump'ın İskoçya konusunda sessiz kalması, belki de İskoçya'daki ticari çıkarlarını koruma amacı taşıyor. Ancak İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, bağımsızlık referandumu için Londra'nın onayını bekliyor ve Yüksek Mahkeme'nin kararı sonrası süreç belirsizliğini koruyor. Trump'ın "henüz" ifadesi, ileride bu konuda da görüş belirtebileceği sinyalini veriyor.
Uluslararası kamuoyu, Trump'ın açıklamalarını Birleşik Krallık'ın iç işlerine müdahale olarak değerlendirebilir. Ancak Trump, geçmişte de benzer şekilde diğer ülkelerin iç meselelerine dair yorumlar yapmaktan çekinmemişti. Bu durum, ABD'nin geleneksel diplomatik teamüllerinden sapma olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Birleşik İrlanda ve İskoçya bağımsızlığına dair açıklamaları, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğü ve Avrupa'daki ayrılıkçı hareketler açısından dolaylı etkileri olabilir. Türkiye, kendi içindeki ayrılıkçı taleplere karşı hassas olduğu için, uluslararası alanda benzer bağımsızlık hareketlerine verilen desteği yakından izliyor. ABD'nin Birleşik Krallık'ın birliğini sorgulayan söylemleri, Türkiye'nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz politikalarında da dikkate aldığı bir prensip meselesi. Ayrıca, Brexit sonrası ABD-İngiltere ticaret anlaşması süreci, Türkiye'nin ABD ile ticaret müzakerelerini etkileyebilir. Türkiye, Atlantik ötesi ilişkilerde istikrarı önemsiyor ve bu tür açıklamaların ittifak içi dayanışmaya zarar vermesinden endişe duyabilir.