WASHINGTON, 21 Eylül - Reuters'in incelemesine göre ABD Başkanı Donald Trump, bu yıl Joe Biden'ın adını neredeyse 900 kez kullandı. Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kırılgan çoğunluğunu koruma mücadelesi verirken, selefini tartışmanın merkezinde tutuyor. Trump'ın sık sık Biden'a atıfta bulunması, 2026 seçim stratejisinin temel taşını oluşturuyor.
Biden'ın Gölgesinde Bir Kampanya
Trump'ın konuşmalarında, sosyal medya paylaşımlarında ve mitinglerinde Biden'ın adını bu denli sık anması, siyasi rakiplerini değil, geçmiş bir dönemi hedef aldığını gösteriyor. Reuters'in derlemesine göre, 2026'nın ilk dokuz ayında Trump, Biden'dan yaklaşık 900 kez bahsetti. Bu, ortalama olarak her gün en az üç kez Biden'ı gündeme getirdiği anlamına geliyor. Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçimlerde Meclis ve Senato'daki çoğunluğunu kaybetme riski, Trump'ı seçmen tabanını harekete geçirecek bir figür arayışına itiyor. Biden, bu noktada en kolay hedef olarak öne çıkıyor.
Trump'ın konuşmalarında Biden'a yönelik eleştiriler genellikle ekonomi, göç ve dış politika başlıklarında yoğunlaşıyor. Örneğin, enflasyonun yükselişinden Biden yönetimini sorumlu tutuyor ve sınır güvenliği konusundaki politikalarını sert bir dille eleştiriyor. Ancak dikkat çeken nokta, Trump'ın henüz 2026 seçimleri için net bir aday belirlememiş olmasına rağmen, kampanya söylemini Biden üzerine kurması. Bu durum, Trump'ın kendi tabanını konsolide etme ve Demokratları savunmaya itme stratejisi olarak yorumlanıyor.
Ara Seçimler ve Cumhuriyetçilerin Konumu
ABD'de 3 Kasım 2026'da yapılacak ara seçimler, Temsilciler Meclisi'nin 435 üyesinin tamamı ve Senato'nun 33 üyesinin yenilenmesi için kritik bir eşik. Cumhuriyetçiler, şu anda Meclis'te az bir çoğunluğa sahipken, Senato'da eşitlik söz konusu. Anketler, seçmenin ekonomi ve göç konularındaki hassasiyetini gösteriyor. Trump'ın Biden'a yüklenmesi, bu iki konuda Demokratları savunmaya çekme amacı taşıyor. Ancak bazı Cumhuriyetçi stratejistler, sürekli geçmişe atıfta bulunmanın seçmeni yorabileceği uyarısında bulunuyor. Yine de Trump'ın ekibi, Biden'ın adının anılmasının bağış toplama ve miting katılımını artırdığını savunuyor.
Reuters'in analizi, Trump'ın Biden'a atıflarının sadece konuşmalarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda reklam filmlerinde ve sosyal medya kampanyalarında da yoğun şekilde kullanıldığını ortaya koyuyor. Örneğin, son haftalarda yayınlanan bir kampanya videosunda Biden'ın ekonomik politikaları eleştirilirken, Trump'ın "eski güzel günleri geri getireceği" mesajı veriliyor. Bu tür içerikler, özellikle kırsal kesimde ve işçi sınıfı seçmenlerde karşılık buluyor.
Biden Cephesinden Yanıtlar
Biden'ın ekibi ise Trump'ın bu taktiğini "takıntı" olarak nitelendiriyor. Biden'ın sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Başkan Biden ülkeyi ileri taşıma çalışırken, Trump geçmişe saplanmış durumda" ifadelerini kullandı. Ancak Biden'ın kendisi henüz 2026 seçimleri için aktif bir kampanya yürütmüyor. Demokratlar, Trump'ın Biden'a yönelik saldırılarının aslında kendi tabanını motive etmekten çok, bağımsız seçmeni rahatsız edebileceğini düşünüyor. Son anketler, Trump'ın Biden'a yönelik sürekli atıflarının bazı ılımlı seçmenlerde yorgunluk yarattığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu iç siyasi dinamik, küresel dengeleri de etkiliyor. Trump'ın Biden dönemine yönelik eleştirileri, dış politikada da yankı buluyor. Özellikle Çin, Rusya ve Orta Doğu politikalarında Biden'ın attığı adımların sıkça hedef alınması, ABD'nin müttefikleri nezdinde belirsizlik yaratıyor. Avrupa Birliği ve NATO yetkilileri, Trump'ın olası bir zaferi halinde transatlantik ilişkilerin yeniden sarsılabileceğini değerlendiriyor. Asya-Pasifik'te ise Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi aktörler, ABD'nin bölgedeki taahhütlerinin sürekliliğini sorguluyor.
Ekim 2025'te yapılacak olan ve ABD'nin iklim politikalarını da etkileyebilecek olan ara seçimler, aynı zamanda Ukrayna'daki savaş ve İsrail-Filistin çatışması gibi konularda Washington'un pozisyonunu belirleyecek. Trump'ın Biden'ı hedef alması, bu konularda Obama döneminden kalma politikaları da eleştirmesine zemin hazırlıyor. Dolayısıyla iç siyaset, dış politikayı doğrudan şekillendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçim süreci ve Trump'ın Biden'a yönelik yoğun eleştirileri, Türkiye'nin dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde denge politikası izlerken, Kongre'deki güç dengesi kritik rol oynuyor. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruması, özellikle savunma sanayi iş birlikleri ve F-16 satışı gibi konularda Ankara'nın elini güçlendirebilir. Öte yandan, Biden döneminde askıya alınan bazı yaptırımların geleceği belirsizliğini koruyor. Trump'ın Biden'ı hedef alması, Türkiye'ye yönelik olası bir yakınlaşmanın sinyali olarak da okunabilir. Ancak iç siyasetin dalgalı seyri, Türkiye'nin uzun vadeli planlarını zorlaştırıyor.