ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Washington'un Batı Sahra üzerindeki Fas egemenliğine ilişkin tanımasını yeniden teyit etti ve anlaşmazlığın çözümüne yönelik “başka herhangi bir yolun” “kabul edilemez” olduğunu söyledi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Trump, bu açıklamayla ABD'nin bölgeye yönelik politikasında kararlılığını ortaya koydu. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Başkan Trump'ın, Fas Kralı VI. Muhammed ile yaptığı telefon görüşmesinde bu tutumu yinelediği belirtildi. Görüşmede, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi ve bölgesel istikrarın önemi ele alındı.
Gelişmenin Arka Planı
Batı Sahra, Fas ile Polisario Cephesi arasında on yıllardır süren bir toprak anlaşmazlığına sahne oluyor. 1975'te İspanya'nın bölgeden çekilmesinin ardından Fas, bölgeyi topraklarına katmış, Polisario Cephesi ise bağımsızlık mücadelesi başlatmıştı. Birleşmiş Milletler (BM), bölgede referandum yapılmasını öngören bir plan üzerinde çalışmış ancak taraflar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bu girişim sonuçsuz kalmıştı. ABD'nin Aralık 2020'de Fas egemenliğini tanıma kararı, dönemin Başkanı Trump tarafından açıklanmış ve Fas'ın İsrail ile normalleşme anlaşmasını desteklemesi karşılığında gündeme gelmişti. Bu karar, uluslararası toplumda tartışmalara yol açmış, birçok ülke BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıfta bulunarak referandum yapılması gerektiğini savunmuştu.
Trump'ın son açıklaması, ABD yönetiminin bu konudaki tutumunun değişmediğini gösteriyor. Ancak Joe Biden yönetiminin 2021'de göreve başlamasından bu yana Batı Sahra politikasında belirgin bir değişiklik olmadı. Biden yönetimi, BM nezdindeki süreci desteklediğini ifade etse de, Trump dönemindeki tanıma kararını geri almadı. Bu durum, ABD'nin bölge politikasının sürekliliğini koruduğu şeklinde yorumlanıyor. Trump'ın bu açıklaması, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde seçmen tabanına mesaj verme amacı taşıyor olabilir; zira Fas, Arap ve İslam dünyasında önemli bir müttefik olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Sahra sorunu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesinin istikrarı açısından kritik bir öneme sahip. Fas, bölgeyi ekonomik kalkınma ve yatırımlarla entegre etmeye çalışırken, Cezayir'in desteklediği Polisario Cephesi bağımsızlık mücadelesini sürdürüyor. Cezayir, Fas ile olan rekabetinde Batı Sahra'yı bir koz olarak kullanıyor. Bölgede son dönemde artan enerji kaynakları ve ticaret yolları, Batı Sahra'nın jeopolitik önemini daha da artırdı. Özellikle Atlantik kıyısındaki zengin fosfat yatakları ve potansiyel açık deniz hidrokarbon rezervleri, bölgeyi uluslararası şirketler için cazip kılıyor.
ABD'nin tutumu, uluslararası toplumda bölünmüşlük yaratıyor. ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bazı ülkeler Fas'ın pozisyonunu desteklerken, Cezayir, Güney Afrika ve İspanya gibi ülkeler Polisario Cephesi'nin self-determinasyon hakkını savunuyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2023'te yaptığı açıklamada, tarafları diyalog masasına dönmeye çağırmıştı. Ancak müzakerelerde ilerleme sağlanamadığı görülüyor. Rusya ve Çin ise BM kararlarına atıfta bulunarak referandum yapılmasından yana tavır sergiliyor. Bu durum, Batı Sahra meselesini küresel bir rekabet alanına dönüştürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Batı Sahra konusunda BM çerçevesinde adil ve kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini savunuyor. Ankara, Fas ile Cezayir arasındaki dengeli ilişkilerini korumaya özen gösteriyor. Türkiye, Kuzey Afrika'da ekonomik ve askeri iş birliğini artırdığı Fas ile yakın temas halindeyken, Cezayir ile de enerji ve savunma alanlarında iş birliği yapıyor. ABD'nin bu açıklaması, bölgedeki mevcut dengeleri etkileyebilir; ancak Türkiye'nin çıkarı, iki ülkeyle de ilişkilerini dengeleyerek bölgesel istikrara katkıda bulunmaktır. Türkiye, bu tür konularda uluslararası hukukun ve BM kararlarının yol gösterici olması gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda Ankara'nın açıklamaları, bölgesel bir güç olarak sorunun çözümünde yapıcı bir rol üstlenme isteğini yansıtıyor.