ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmaları, Ortadoğu’da şiddeti durdurmakta yetersiz kalıyor. Bu hafta, Gazze Şeridi, güney Lübnan, kuzey İsrail ve Kuveyt’te siviller ve askeri hedefler ateş altında kaldı. Trump’ın “yüzyılın anlaşması” olarak nitelediği barış girişimlerine rağmen, bölgede tansiyon düşmüyor. İşte son gelişmelerin detayları ve Türkiye’ye olası etkileri.
Ateşkesler Neden İşlemiyor?
Trump yönetimi, İsrail-Filistin çatışmasını sona erdirmek için 2020’de “Yüzyılın Anlaşması”nı (Deal of the Century) duyurmuştu. Ancak Filistin yönetimi bu planı reddetti. Buna rağmen ABD, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas arasında normalleşme anlaşmalarını (Abraham Anlaşmaları) sağladı. Fakat bu anlaşmalar, Filistin meselesini çözmediği gibi, Gazze’deki ablukayı da hafifletmedi.
Son haftalarda Gazze’den İsrail’e roket atışları yeniden başladı. İsrail Ordu Sözcüsü, 3 Haziran’da Gazze’den fırlatılan 15 roketin 12’sinin Demir Kubbe tarafından durdurulduğunu, kalanların ise açık alanlara düştüğünü açıkladı. İsrail buna karşılık Gazze’deki Hamas hedeflerine hava saldırıları düzenledi. Ateşkese rağmen bu saldırılar, ABD’nin arabuluculuğunun sahada karşılık bulmadığını gösteriyor.
Güney Lübnan’da ise Hizbullah ile İsrail arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Son olarak 4 Haziran’da İsrail insansız hava araçları, sınır hattındaki Hizbullah mevzilerini bombaladı. Hizbullah da misilleme olarak İsrail’in kuzeyindeki askeri noktalara füze attı. Her iki taraf da ateşkesi ihlal etmekle suçlanıyor.
Kuveyt’te ise durum farklı. Körfez ülkesi, Trump’ın İran’a yönelik “maksimum baskı” politikası kapsamında artan gerilimden nasibini alıyor. 2 Haziran’da Kuveyt’in kuzeyindeki bir petrol tesisi, İran destekli milislerin insansız hava aracı saldırısına hedef oldu. ABD’nin bölgedeki askeri varlığına rağmen, bu tür saldırılar durmuyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Trump’ın ateşkes girişimlerinin başarısızlığı, ABD’nin Ortadoğu’daki etkisini sorgulatıyor. Rusya ve Çin’in bölgede artan nüfuzu, ABD’nin barış sürecini yönetme kapasitesini zorluyor. Öte yandan, İran’ın bölgesel ağları (Hamas, Hizbullah, Yemen’deki Husiler) ABD’nin dolaylı müzakerelerine rağmen saldırılarına devam ediyor. Bu durum, Trump’ın “barış için güç” doktrininin işlemediğini gösteriyor.
Küresel enerji piyasaları da etkileniyor. Kuveyt’teki petrol tesisine düzenlenen saldırı, petrol fiyatlarını varil başına 2 dolar yükseltti. Analistler, bölgede yeni bir çatışma dalgasının petrol arzını tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, İsrail-Filistin çatışmasının yeniden alevlenmesi, ABD’nin Çin’e odaklanmak istediği bir dönemde dikkatini Ortadoğu’ya çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail’in Gazze politikalarını eleştiren bir duruş sergiliyor. Trump’ın ateşkeslerinin başarısız olması, Türkiye’nin bölgedeki arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ankara, Hamas ile ilişkilerini sürdürürken, Mısır ve Katar ile birlikte yeni bir barış girişimine öncülük edebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti bağlamında, İsrail-Lübnan sınırındaki gerilimler Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye’nin Katar’daki askeri varlığı, Körfez’deki güç dengelerini etkiliyor. Sonuç olarak, Trump’ın barış çabalarının sarsılması, Türkiye’nin bölgesel inisiyatif alması için bir fırsat penceresi açıyor.