İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın "çığır açan" bir anlaşma duyurmasının hemen ardından yeniden çatışma yaşandı. İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine hava saldırıları düzenlerken, Hizbullah da İsrail'in kuzeyine roketler fırlattı. Bu gelişme, Trump'ın Pazartesi günü yaptığı ve "tarihi bir anlaşma" olarak nitelediği açıklamanın ardından taraflar arasında ateşkesin sağlanamadığını gösteriyor. Olay, Beyrut ve Tel Aviv arasında aylardır süren gerilimin en son aşaması olarak değerlendiriliyor. Çatışmalar, sivil kayıplara ve bölgesel istikrarsızlığa yol açarken, uluslararası toplum iki tarafı da itidal çağrısı yapıyor.
Anlaşma duyurusu ve çatışmaların seyri
Donald Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail ile Hizbullah arasında bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurmuştu. "Bu, Ortadoğu'da barışa yönelik büyük bir adım" ifadelerini kullanan Trump, anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin bilgi vermedi. Ancak duyurunun ardından saatler geçmeden İsrail savaş uçakları, Beyrut'un güney banliyöleri ve Lübnan'ın güneyindeki bazı noktalara saldırı düzenledi. İsrail ordusu, bu saldırıların Hizbullah'ın roket rampalarına ve silah depolarına yönelik olduğunu açıkladı. Hizbullah ise İsrail'in kuzeyindeki askeri mevzilere onlarca roket atarak karşılık verdi. Lübnanlı yetkililer, İsrail saldırılarında en az 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 30'dan fazla kişinin yaralandığını bildirdi. İsrail'de ise Hizbullah roketleri nedeniyle bazı bölgelerde yangınlar çıktı, sivil kayıp bildirilmedi.
Çatışmaların sürmesi, Trump'ın duyurusunun ne kadar gerçekçi olduğu sorusunu gündeme getirdi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, başkanın "ateşkes müzakerelerinde ilerleme kaydedildiği" yönünde bilgilendirildiği, ancak anlaşmanın henüz imzalanmadığı belirtildi. İsrail Başbakanlık ofisi, Trump'ın duyurusuna ilişkin doğrudan bir yorum yapmazken, "askeri operasyonların hedeflere ulaşana kadar devam edeceğini" vurguladı. Hizbullah sözcüsü ise konuyla ilgili olarak, "Herhangi bir anlaşma olmadı. Savaş meydanında kazanacağız" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Hizbullah çatışması, sadece iki tarafı değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyen bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İran'ın desteklediği Hizbullah, Lübnan'da önemli bir siyasi ve askeri güç. İsrail ise bölgedeki en güçlü orduya sahip. Taraflar arasındaki son büyük savaş 2006 yılında yaşanmıştı. O tarihten bu yana sınırda zaman zaman gerginlikler olsa da, son haftalardaki çatışmalar 2006'dan bu yana en yoğun çatışmalar olarak kayda geçiyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB), ateşkes çağrılarını yinelerken, ABD'nin arabuluculuk çabaları şu ana kadar sonuç vermiş değil. Bölge uzmanları, Trump'ın duyurusunun seçim döneminde bir propaganda hamlesi olabileceğini, gerçek anlamda bir anlaşmanın henüz ufukta görünmediğini belirtiyor. Öte yandan, çatışmaların yayılması halinde Suriye ve Irak'taki dengeler de etkilenebilir. Lübnan ekonomisi zaten büyük bir kriz içindeyken, savaşın derinleşmesi ülkeyi daha da kırılgan hale getirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Hizbullah çatışması Türkiye için doğrudan bir sınır sorunu yaratmasa da, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güvenliğini ve dış politikasını etkileyebilir. Türkiye, hem İsrail hem de Hizbullah'la farklı düzeylerde ilişkilere sahip. Ankara, daha önce de taraflar arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştu. Çatışmaların derinleşmesi, Suriye'deki Türk askeri varlığını ve sınır güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda Türkiye'nin çıkarları da bu gerilimden etkilenebilir. Türkiye, bölgede barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürmeli, aynı zamanda sınır güvenliği önlemlerini artırmalıdır.