İsrail ordusu, bu sabah Lübnan topraklarından atılan füzeleri havada imha ettiğini açıklarken, Başbakan Binyamin Netanyahu güçlerinin ülkenin güneyinde operasyonlarına devam edeceğini duyurdu. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail ile Hizbullah arasında deeskalasyon sağlandığı yönündeki iddialarının aksine, bölgede tansiyonun yüksek kaldığını gösteriyor. İsrail-Lübnan sınırında 7 Ekim'den bu yana süren çatışmalar, son haftalarda yoğunlaşarak sivil kayıplara neden oldu.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, sabah saatlerinde Lübnan'dan atılan bir dizi füzenin Demir Kubbe hava savunma sistemi tarafından durdurulduğu belirtildi. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, bazı füze parçalarının açık alanlara düştüğü bildirildi. Hizbullah'tan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmezken, örgüte yakın kaynaklar misillemenin süreceğini sinyalledi.
Başbakan Netanyahu ise yaptığı yazılı açıklamada, 'Güney Lübnan'da operasyonlarımızı sürdüreceğiz. Hizbullah'ın yeniden güçlenmesine izin vermeyeceğiz. Trump'ın deeskalasyon açıklaması, gerçekleri yansıtmamaktadır. Sahadaki gerçeklik, İsrail'in güvenliği için verdiğimiz mücadelenin devam ettiğini göstermektedir' ifadelerini kullandı.
Trump'ın dün yaptığı açıklamada, 'İsrail ve Hizbullah arasında önemli bir ilerleme kaydedildi. Tansiyon düşüyor' demesi, uluslararası kamuoyunda şaşkınlık yaratmıştı. Beyaz Saray'dan yapılan ek açıklamada, Trump'ın 'iyimser bir perspektif' sunduğu, ancak sahadaki gelişmelerin ABD'nin arabuluculuk çabalarıyla bağlantılı olduğu belirtildi. Uzmanlar, Trump'ın diplomatik bir başarı gösterme ihtiyacıyla bu tür abartılı açıklamalar yaptığını, ancak bölgede sükunet sağlanmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki çatışmalar, bölge genelinde yeni bir istikrarsızlık dalgasına yol açıyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gözlem Gücü (UNIFIL), son bir haftada sınır hattında 30'dan fazla ihlal tespit ettiğini açıkladı. Fransa ve Almanya'nın yanı sıra Arap Birliği de taraflara itidal çağrısı yaparken, İran destekli Hizbullah'ın varlığı İsrail için güvenlik tehdidi oluşturmaya devam ediyor.
Trump'ın deeskalasyon açıklaması, seçim öncesi dış politika başarısı olarak sunulmaya çalışılsa da, sahadaki gerçeklik bununla çelişiyor. Uzmanlar, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına paralel olarak Lübnan sınırında da askeri varlığını artırdığına dikkat çekiyor. Özellikle İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) kuzeydeki birliklerini takviye etmesi, olası bir kara operasyonunun sinyali olarak yorumlanıyor.
Hizbullah'ın füze kapasitesi ve İran ile bağlantıları, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini barındırıyor. Uluslararası Kriz Grubu raporuna göre, taraflar arasında 2006 savaşından bu yana en ciddi tırmanış yaşanıyor. Bu durum, Doğu Akdeniz'de enerji güvenliğini de tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan hattındaki bu gelişmeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve bölgesel güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Artan çatışma riski, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini kapsamında deniz yetki alanlarını koruma politikasını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan'daki Sünni toplumla tarihsel bağları ve Filistin davasına verdiği destek, krizi daha da yakından takip etmesini gerektiriyor. Olası bir büyük çaplı savaş, Türkiye'ye yönelik düzensiz göç dalgalarını tetikleyebilir. Ankara'nın, istikrarı korumak için hem İsrail hem de Hizbullah'la diyalog kanallarını açık tutması bekleniyor.