ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyon planlarının 2026 yılında yapılacak Kongre ara seçimlerinden etkilenmeyeceğini açıkladı. Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında konuşan Trump, "Savaş planlarımız milli güvenlik esaslarına dayanıyor, seçim takvimine göre şekillenmez" dedi. Ancak Cumhuriyetçi Parti içinde artan endişeler, savaşın üç askerin hayatını kaybetmesi ve benzin fiyatlarındaki yükselişle birlikte yeniden alevlendi. Parti yetkilileri, seçmenlerin savaş yorgunluğu ve ekonomik baskılar nedeniyle sandıkta cezalandırıcı olabileceğini düşünüyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile ABD arasındaki gerilim, Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesiyle tırmanmıştı. Son dönemde Basra Körfezi'nde yaşanan askeri çatışmalar, tarafları savaşın eşiğine getirdi. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programını durdurmayı ve bölgedeki milis güçlerine verdiği desteği kesmeyi hedefliyor. Ancak İran yanlısı grupların Irak ve Suriye'deki ABD hedeflerine saldırıları, karşılıklı misillemeleri beraberinde getirdi. Pentagon verilerine göre, çatışmaların yeniden başlamasından bu yana üç ABD askeri hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı. Bu kayıplar, Amerikan kamuoyunda savaş karşıtı sesleri yükseltti.
Ekonomik cephede ise, İran'a uygulanan yaptırımlar ve Körfez'deki gerginlik nedeniyle petrol fiyatları yükseldi. ABD'de benzinin galon fiyatı son altı ayda yüzde 25 artarak 4,20 dolara ulaştı. Uzmanlar, savaşın uzaması halinde enflasyonun daha da artabileceği uyarısında bulunuyor. Cumhuriyetçi senatörler, Beyaz Saray'a gönderdikleri mektupta, "Askerlerimizin kanı ve Amerikan halkının cebi bu savaşın bedelini ödüyor" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran savaşı ihtimali, Ortadoğu'da dengeleri alt üst edebilir. İran'ın müttefiki olan Suriye, Lübnan Hizbullah'ı ve Yemen'deki Husiler, olası bir çatışmada ABD ve İsrail hedeflerine saldırabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise savaşın kendi topraklarına sıçramasından endişe ediyor. Avrupa Birliği, diplomatik çözüm çağrılarını yinelerken, Rusya ve Çin'in arabuluculuk girişimleri henüz sonuç vermedi. Uzmanlar, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması halinde küresel petrol akışının yüzde 20'sinin kesintiye uğrayabileceğini, bunun da dünya ekonomisini resesyona sürükleyebileceğini belirtiyor. Trump yönetimi ise İran'a karşı "maksimum baskı" politikasını sürdürme kararlılığında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasında olası bir savaş, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Türkiye'nin İran ile 560 kilometrelik bir sınırı bulunuyor; çatışmaların sınıra sıçraması halinde güvenlik riskleri artabilir. Ayrıca Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak'tan karşılıyor; petrol fiyatlarındaki yükseliş, cari açığı ve enflasyonu tetikleyebilir. Diplomatik açıdan, Ankara'nın hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran arasında denge politikası izlemesi zorlaşabilir. Türkiye'nin S-400 ve F-35 krizleri nedeniyle ABD ile ilişkileri zaten kırılgan; savaş durumunda Ankara'nın İran'a yönelik yaptırımlara katılıp katılmayacağı merak konusu. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki terör tehdidini de artırabilir.