Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) Başkan Donald Trump'ın onay oranı, 2024 başkanlık seçimlerinde çift haneli farklarla kazandığı 11 eyalette bile suyun altında kaldı. Civiqs araştırma şirketinin son verilerine göre, Trump'ın bu eyaletlerdeki desteği yüzde 50'nin altında seyrediyor. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti'nin 2026 ara seçimlerinde elini güçlendirmesini bekleyen parti stratejistleri için endişe verici bir tablo ortaya koyuyor. Özellikle Ohio, Iowa ve Florida gibi kritik eyaletlerdeki erime, Başkan'ın popülaritesinin kendi seçmen tabanında dahi kırılmaya başladığını gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Civiqs'in güncel anket verileri, Trump'ın 2024 seçimlerinde yüzde 10'dan fazla farkla kazandığı 11 eyalette onay oranının çoğunluk desteğinin altına düştüğünü ortaya koyuyor. Bu eyaletler arasında Ohio, Iowa, Florida, Texas, Tennessee, Kentucky, Louisiana, Arkansas, Oklahoma, Güney Dakota ve Batı Virginia yer alıyor. Örneğin, Ohio'da Trump'ın onay oranı yüzde 46, Iowa'da yüzde 45, Florida'da ise yüzde 48 olarak ölçüldü. Bu rakamlar, Başkan'ın kendi partisinin kalesi sayılan bölgelerde bile desteğini kaybettiğini gösteriyor.
Uzmanlar, bu düşüşün birkaç faktöre bağlı olduğunu belirtiyor. Öncelikle, Trump yönetiminin son dönemde uyguladığı tarife politikaları ve ticaret savaşları, özellikle tarım ve imalat sektörlerinin güçlü olduğu eyaletlerde olumsuz karşılanıyor. Ayrıca, Başkan'ın göç politikaları ve sosyal medya platformlarındaki tartışmalı paylaşımları da toplumun geniş kesimlerinde tepki çekiyor. Anket şirketi Civiqs'in verileri, Başkan'ın özellikle bağımsız seçmenler arasında desteğinin hızla azaldığını, ancak sadık Cumhuriyetçi tabanda hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, Trump'ın 2024 seçimlerindeki zaferi, büyük ölçüde bu eyaletlerdeki kırsal kesim ve işçi sınıfı seçmenlerin desteğine dayanıyordu. Ancak son dönemde bu gruplar arasında ekonomik belirsizlik ve enflasyonun etkisiyle bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Özellikle tarım eyaletlerinde, Çin ile yaşanan ticaret gerilimi nedeniyle çiftçilerin ihracat gelirleri düşerken, maliyetler artıyor. Bu durum, Başkan'ın en sadık seçmen kitlesini bile sorgulamaya itiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın onay oranındaki bu düşüş, yalnızca iç politika açısından değil, küresel ölçekte de önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'nin dünyadaki en güçlü demokrasisi olarak siyasi istikrarı, uluslararası ittifakların güvenilirliği açısından kritik bir öneme sahip. Başkan'ın zayıflayan popülaritesi, özellikle Avrupa ve Asya'daki müttefiklerde endişe yaratıyor. Zira Washington'un iç siyasi çalkantıları, dış politika kararlarının öngörülebilirliğini azaltıyor.
Uzmanlar, Trump'ın onay oranındaki erimenin, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu kaybetme riskini artırdığını belirtiyor. Eğer Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni ya da Senato'yu kazanırsa, Trump'ın ikinci dönem yasama gündemi ciddi şekilde sekteye uğrayabilir. Bu durum, Başkan'ın yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da elini zayıflatacak bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Özellikle Ukrayna'daki savaş ve Çin ile rekabet gibi kritik konularda ABD'nin tutarlı bir politika izleyebilmesi, başkanın güçlü bir siyasi desteğe sahip olmasına bağlı.
Öte yandan, Trump'ın popülaritesindeki düşüş, muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da yakından takip ediliyor. Bazı analistler, bu tablonun 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Demokrat Parti'ye moral verdiğini, ancak Cumhuriyetçi Parti içinde de yeni liderlik arayışlarını hızlandırabileceğini ifade ediyor. Özellikle Florida Valisi Ron DeSantis gibi isimlerin, Trump sonrası dönem için şimdiden pozisyon almaya başladığı gözlemleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu siyasi gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de bölgesel ve küresel güvenlik dinamikleri açısından önem taşıyor. ABD'nin iç siyasetindeki belirsizlik, özellikle Suriye ve Irak'taki askeri varlığı, NATO dayanışması ve Doğu Akdeniz'deki dengeler üzerinde etkili olabilir. Trump yönetiminin zayıflayan popülaritesi, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla örtüşen veya çelişen kararların öngörülebilirliğini azaltabilir. Özellikle F-35 programı, Patriot hava savunma sistemleri ve enerji koridorları konularında ABD ile ilişkiler, başkanın siyasi gücüyle doğrudan bağlantılıdır. Türkiye, bu süreçte ABD'nin iç dinamiklerini yakından izlemek ve çok yönlü dış politikasını korumak durumundadır.