Eski ABD Başkanı Donald Trump, 11 Eylül saldırılarının hemen ertesi günü New York'ta bir inşaat projesinde uzun ve zorlu bir çalışma yürüttüğünü öne sürdü. Trump, bu iddiayı son mitinginde dile getirerek bir kez daha kendi rolünü abartmakla suçlandı. Açıklama, saldırıların ardından şehrin yeniden inşası sürecinde Trump'ın gerçek katkısının ne olduğu tartışmalarını alevlendirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Donald Trump, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından New York şehrinin yeniden ayağa kaldırılmasında kilit rol oynadığını yıllar boyunca birçok kez dile getirmişti. Ancak bu son iddia, saldırıların hemen ertesi günü bir inşaat projesinde bizzat çalıştığı yönünde. Trump, "11 Eylül'ün ertesi günü oradaydık ve uzun ve zorlu bir çalışma yürüttük" ifadelerini kullandı. Oysa kamuya açık kayıtlar, Trump'ın o dönemde inşaat işçisi olarak çalışmadığını, aksine iş adamı ve medya figürü olarak öne çıktığını gösteriyor.
Trump'ın 11 Eylül sonrası New York'taki faaliyetleri arasında, Aşağı Manhattan'da bulunan 40 Wall Street binasının yönetimi ve çeşitli gayrimenkul projeleri yer alıyor. Ancak bizzat inşaat sahasında çalıştığına dair hiçbir kanıt bulunmuyor. Aksine, Trump'ın o dönemde birçok kez televizyon programlarına katılarak saldırılar sonrası ekonomik ve fiziksel yeniden yapılanma hakkında yorum yaptığı biliniyor.
Eski başkanın geçmişteki iddiaları arasında, "11 Eylül'den sonra New York'un yeniden inşasına milyonlarca dolar bağışladığı" gibi asılsız söylemler de bulunuyor. Gerçekte ise Trump Vakfı'nın 11 Eylül ile ilgili bağışları sınırlı kalmış ve daha sonra New York Başsavcılığı tarafından vakfın yasa dışı faaliyetleri nedeniyle soruşturma açılmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu tür abartılı anlatımları, siyasi kariyeri boyunca sıkça başvurduğu bir taktik olarak biliniyor. 11 Eylül, ABD'nin modern tarihindeki en travmatik olaylardan biri olarak, birçok siyasetçi ve iş insanı için kendilerini olayın merkezine yerleştirme cazibesi yaratıyor. Ancak Trump'ın iddiaları, gerçeklerle çeliştiğinde kamuoyunda güvenilirlik sorununu gündeme getiriyor.
Bu son açıklama, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Trump'ın söylemlerinin nasıl şekillendiğine dair bir örnek teşkil ediyor. Anketler, Trump'ın Cumhuriyetçi tabanında hâlâ güçlü olduğunu gösterse de, bağımsız seçmenler nezdinde bu tür asılsız iddiaların olumsuz etki yapabileceği belirtiliyor. ABD medyası, Trump'ın 11 Eylül anlatısını sürekli değiştirmesini ve kanıt sunamamasını eleştiriyor.
Öte yandan, 11 Eylül saldırılarının yıl dönümü yaklaşırken, Trump'ın bu açıklaması ulusal hafızayı siyasi amaçlarla kullanma çabası olarak yorumlanıyor. New York'lular ve kurban yakınları, yıllardır bu tür siyasi istismarlara karşı hassasiyetlerini dile getiriyor. Trump'ın sözleri, saldırılarda hayatını kaybedenlerin anısına saygısızlık olarak nitelendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın 11 Eylül sonrası rolüne dair tartışmalı iddiaları, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD siyasetindeki genel eğilimler hakkında fikir veriyor. Türkiye, 11 Eylül sonrası dönemde ABD ile ilişkilerini denge politikaları çerçevesinde yürüttü. Trump döneminde iki ülke arasında yaşanan gerilimler ve iş birliği alanları, Türk dış politikası için önemli bir sınav oldu. Trump'ın güvenilirliği sorgulanan açıklamaları, Türkiye'nin Washington ile yürüttüğü müzakerelerde dikkate alması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor. Ayrıca, ABD iç siyasetindeki kutuplaşma, Türkiye'nin stratejik önceliklerini belirlemesinde belirsizlik yaratıyor.