ABD eski Başkanı Donald Trump, yaklaşan ara seçimler öncesinde seçmenlere yönelik 5.000 dolarlık “temettü” ödemesi vaadini yineledi. Trump, bu ödemeyi ekonomik canlanma ve refah artışı olarak sunarken, bazı eleştirmenler bunu “rüşvet” olarak değerlendiriyor. Öneri, federal hükümetin bütçe açığı ve enflasyonla mücadele ettiği bir dönemde tartışmalara yol açtı.
Vaadin Arka Planı ve Ekonomik Gerçekler
Trump’ın 5.000 dolarlık temettü önerisi ilk olarak 2020 seçim kampanyasında ortaya atılmıştı. O dönemde salgın ekonomisini canlandırmak için doğrudan nakit transferi fikri gündeme gelmişti. Ancak şimdi, 2022 ara seçimleri yaklaşırken Trump bu vaadi tekrar ısıtıyor. Ekonomistler, böyle bir ödemenin federal bütçeye en az 1 trilyon dolarlık ek yük getireceğini ve enflasyonu daha da körükleyebileceğini belirtiyor. ABD federal borcu halihazırda 31 trilyon doları aşmış durumda. Ayrıca, benzer doğrudan ödemeler pandemi sırasında yapılmış ve kısa vadede yoksulluğu azaltsa da uzun vadede işgücü arzını olumsuz etkilediği yönünde eleştiriler almıştı.
Trump, ödemeyi “Amerikan halkına hak ettiği payı geri vermek” olarak çerçeveliyor. Ancak muhalifleri, bunun sorumsuz bir seçim vaadi olduğunu ve gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu savunuyor. Kongre’de Cumhuriyetçilerin kontrolü ele geçirmesi durumunda bile böyle bir yasanın geçmesi için Demokratların desteği veya veto geçersiz kılma çoğunluğu gerekebilir.
Trump’ın bu hamlesi, anketlerde Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerde beklenen performansı gösteremeyeceği endişeleriyle aynı döneme denk geliyor. Son anketler, ekonomik kaygılar ve Başkan Joe Biden’ın düşen onay oranlarına rağmen Cumhuriyetçilerin oy farkını yeterince açamadığını gösteriyor. Trump, bu tür popülist vaatlerle tabanını motive etmeyi ve seçimlere katılımı artırmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD’deki bu tür popülist ekonomik vaatler, küresel piyasalar ve diğer ülkelerin ekonomi politikaları üzerinde de etkili olabilir. ABD’nin genişletici maliye politikası, doların değeri ve küresel enflasyon üzerinden zincirleme etkiler yaratır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD’den gelecek ek talep artışı ve olası faiz hareketleri nedeniyle sermaye akışlarında dalgalanma yaşayabilir. Ayrıca, Trump’ın “America First” söylemiyle uyumlu bu tür doğrudan ödemeler, küresel ticaret dengesizliklerini daha da derinleştirebilir. Avrupa ve Asya’daki müttefikler, ABD’nin iç politikadaki bu tür hamlelerinin transatlantik ilişkilerde ekonomik koordinasyonu zorlaştırabileceğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD’deki seçim ekonomisi ve olası genişletici maliye politikalarından dolaylı olarak etkilenebilir. ABD’nin ek teşvik paketleri, küresel enflasyonu ve doların gücünü artırarak Türkiye’nin ithalat maliyetlerini ve dış borç yükünü olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin içe dönük politikaları, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerini de etkileyebilir. Türkiye, ABD’deki siyasi belirsizlik dönemlerinde dış politikada dengeli bir tutum izlemeye çalışsa da, olası bir Cumhuriyetçi zafer, Türkiye’ye yönelik yaptırım ve tutumlarda değişiklik anlamına gelebilir. Bu nedenle, Türk ekonomisi ve dış politikası için ABD’deki seçim sonuçları ve ekonomi politikaları yakından takip edilmelidir.