ABD Başkanı Donald Trump, Utah eyaletinde bulunan Grand Staircase-Escalante ve Bears Ears ulusal anıtlarının sınırlarını önemli ölçüde daraltarak yaklaşık 3 milyon dönümlük (1,2 milyon hektar) alanı federal koruma statüsünden çıkardı. Pazartesi günü imzaladığı başkanlık kararnameleriyle Trump, selefleri Bill Clinton ve Barack Obama döneminde ilan edilen bu anıtların boyutlarını yarıdan fazla küçülttü. Karar, çevre örgütleri ve yerli kabilelerin sert tepkisine yol açarken, madencilik ve enerji şirketleri tarafından memnuniyetle karşılandı. Trump yönetimi, bu adımı 'federal toprakların yerel yönetimlere ve özel sektöre iadesi' olarak nitelendiriyor.
Kararın arka planı: 1996 ve 2016'da ilan edilmişti
Grand Staircase-Escalante Ulusal Anıtı, 1996 yılında Başkan Bill Clinton tarafından 1,9 milyon dönüm olarak ilan edilmişti. Bears Ears ise 2016'da Barack Obama tarafından 1,35 milyon dönüm olarak belirlenmişti. Her iki anıt da benzersiz jeolojik oluşumlar, binlerce yıllık Kızılderili yerleşim kalıntıları ve endemik bitki türlerine ev sahipliği yapıyor. Trump'ın kararıyla Grand Staircase-Escalante 1,2 milyon dönüme, Bears Ears ise 228.000 dönüme indirildi. Küçültülen alanlar artık federal madencilik, petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine açılabilecek. Utah Valisi Gary Herbert, kararı 'eyalet ekonomisi için bir zafer' olarak değerlendirirken, Nevada ve Alaska gibi diğer batı eyaletleri de benzer adımlar bekliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çevre politikalarında geri adım
Trump'ın bu hamlesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik küresel çabalara ters düşüyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı, ABD'nin bu kararının diğer ülkeler için de 'kötü bir örnek' oluşturabileceği uyarısında bulundu. Natürel Kaynakları Savunma Konseyi (NRDC) gibi sivil toplum kuruluşları kararı yargıya taşıyacaklarını açıkladı. Öte yandan, enerji şirketleri Utah'ta trilyonlarca varil petrol rezervi olduğunu iddia ediyor. Ancak çevreciler, bölgenin kurak yapısı ve su kaynaklarının kıtlığı nedeniyle bu tür faaliyetlerin geri dönüşü olmayan çevresel hasarlara yol açacağını belirtiyor. Karar, ABD'deki federal toprak yönetimi tartışmalarını da alevlendirdi; eyalet hakları savunucuları, federal hükümetin elindeki toprakların yerel yönetimlere devredilmesini isterken, Kızılderili kabileleri atalarının topraklarının yağmalanacağından endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin çevre politikaları ve uluslararası iklim taahhütleri açısından dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor. ABD gibi büyük bir ekonominin korunan alanları daraltması, küresel karbon emisyonu hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri göz önüne alındığında, bu tür adımlar uluslararası kamuoyunda 'gelişmekte olan ülkelerin de benzer gerekçelerle korumaları esnetmesi' riskini doğuruyor. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatındaki bağımlılığı ve yenilenebilir enerji yatırımları düşünüldüğünde, ABD'de fosil yakıt üretiminin artması küresel enerji fiyatlarını etkileyebilir. Ancak doğrudan bir Türkiye bağlantısı bulunmamaktadır; bu nedenle bölgesel etki sınırlıdır.