TotalEnergies SE'nin Üst Yöneticisi (CEO) Patrick Pouyanné, Orta Doğulu petrol üreticilerinin son dönemdeki Basra Körfezi çatışmaları sırasında stokladıkları ham petrolü satmak için çaresiz bir durumda olduklarını, ancak nakliye rotalarına ilişkin endişeler nedeniyle benzin ve motorin gibi rafine ürün stoklarının hâlâ kısıtlı kaldığını ifade etti. Pouyanné, dünyanın en büyük enerji şirketlerinden birinin başında yaptığı değerlendirmede, küresel petrol piyasasında arz-talep dengesinin henüz tam olarak sağlanamadığını, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin etkisinin sürdüğünü vurguladı.
Stok Fazlası ve Rafine Ürün Kıtlığı Arasındaki Dengesizlik
Pouyanné, Orta Doğulu üreticilerin özellikle İran'ın Hamas ve Hizbullah bağlantılı gruplara desteği nedeniyle artan gerginlikler sırasında büyük miktarda ham petrolü depoladığını, ancak bu petrolün satışı için alıcı bulmakta zorlandığını belirtti. “Üreticiler stoklarını eritmek istiyor, ancak piyasa koşulları ve lojistik engeller bunu zorlaştırıyor” dedi. Buna karşın, nakliye maliyetlerindeki artış ve Husi militanlarının Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları nedeniyle rafine ürün arzı daralmış durumda. Pouyanné, “Benzi, dizel ve jet yakıtı gibi ürünlerde stoklar oldukça düşük; bu durum özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında fiyat baskısı yaratıyor” ifadelerini kullandı.
TotalEnergies CEO'su, enerji şirketlerinin mevcut belirsizlik ortamında yatırım kararlarını ertelediğini, bunun da uzun vadede arz sıkıntısını derinleştirebileceğini söyledi. “Şu an kısa vadeli bir dengesizlik var; ham petrol bol, ancak rafine ürünlerde darboğaz yaşıyoruz. Bu da rafineri marjlarını yukarı çekiyor” diye ekledi.
Küresel Piyasalar ve Jeopolitik Riskler
Pouyanné'nin açıklamaları, küresel petrol piyasasının İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılması ve İran'ın artan askeri faaliyetleri nedeniyle hassas bir denge üzerinde durduğu bir döneme denk geldi. Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt gibi büyük üreticiler, fiyatları istikrara kavuşturmak için üretim kesintilerine gitmiş olsa da, stok fazlası olan ülkeler bu politikayı delmeye çalışıyor. Pouyanné, “OPEC+ içinde bir bölünme var; bazı üyeler kotaları aşarken, diğerleri disiplinli davranıyor” dedi. Ayrıca, Çin'in talebindeki yavaşlama ve Avrupa'da yeşil enerji geçişinin petrol tüketimini azaltması, talep tarafında da belirsizlik yaratıyor.
Nakliye sorunlarına değinen Pouyanné, Süveyş Kanalı'ndan geçen gemilere yönelik tehditlerin sigorta primlerini artırdığını ve bazı tankerlerin Ümit Burnu'nu dolaşmak zorunda kaldığını belirtti. Bu durum, hem teslimat sürelerini uzatıyor hem de navlun maliyetlerini yükseltiyor. “Rafine ürün sevkiyatları ciddi şekilde etkileniyor; Avrupa rafinerileri Asya'dan gelen ürünlere bağımlı olduğu için bu durum özellikle kış aylarında sıkıntı yaratabilir” uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ve rafine ürün ihtiyacının büyük kısmını Orta Doğu ve Rusya'dan karşılıyor. Bölgedeki stok fazlası, Türkiye'nin ham petrol alımında geçici bir avantaj sağlayabilir; ancak rafine ürün kıtlığı, özellikle akaryakıt fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonist baskıyı artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki ticaret rotalarına bağımlılığı, nakliye sorunlarından doğrudan etkilenmesine yol açıyor. Enerji maliyetlerindeki artış, cari açığı büyütebilir ve lira üzerinde baskı oluşturabilir. Ankara'nın, Rusya ve İran ile enerji işbirliğini derinleştirerek bu riskleri dengelemeye çalışması beklenebilir. Uzun vadede ise Türkiye'nin rafineri kapasitesini artırması ve alternatif tedarik rotaları geliştirmesi stratejik önem taşıyor.