ABD Temsilciler Meclisi üyeleri Rashida Tlaib ve Yassamin Ansari, Washington'un İran'a yönelik artan askeri gerilimini sert bir dille eleştirerek, olası bir savaşın 'ahlaksız' ve 'felaket' olacağını savundu. Filistin kökenli ilk Müslüman kadın kongre üyesi olan Tlaib ve İran asıllı Demokrat Ansari, Ortadoğu'da yeni bir çatışmanın bölgesel istikrarı tamamen bozacağını ve Amerikan halkının çıkarlarına hizmet etmeyeceğini belirtti. Açıklama, ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin durma noktasına geldiği ve Basra Körfezi'nde askeri hareketliliğin arttığı bir dönemde yapıldı.
Kongre üyelerinden ortak tepki
Temsilciler Meclisi üyeleri, Ortadoğu'da artan gerilime dikkat çekerek, Başkan Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik 'azami baskı' politikasının bir kez daha savaşın eşiğine getirdiğini ifade etti. Tlaib, ''Savaştan en çok zarar görecek olanlar yine sivil halk olacak. İran halkı da, bölge halkları da, hatta Amerikalı aileler de bu çatışmanın bedelini ödeyecek. Bu savaş ahlaksızdır'' dedi. Ansari ise diplomasiye geri dönülmesi çağrısında bulunarak, ''Milyonlarca insanın hayatı, siyasi çıkar hesaplarına feda edilemez. Kongre, savaş yetkisini kullanmadan önce tüm seçenekleri tüketmeliyiz'' ifadelerini kullandı.
İki kadın kongre üyesinin bu çıkışı, özellikle Demokrat Parti içinde savaş karşıtı kanadın sesini yükselttiği bir döneme denk geldi. Tlaib daha önce de İsrail-Filistin çatışmasında ve ABD'nin Ortadoğu politikalarında sık sık ateşkes ve diplomasi çağrısı yapmıştı. Ansari ise ilk kez bu kadar yüksek profilli bir çıkış yaparak dikkatleri üzerine çekti.
Artan gerilim ve uluslararası yansımalar
ABD'nin İran'a yönelik tehditleri, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve uluslararası denetçilerle iş birliğini azaltması sonrasında tırmandı. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine olası bir saldırı planladığına dair raporlar da gerilimi körüklerken, Pentagon'un bölgeye ek askeri güç gönderdiği bildiriliyor. Tlaib ve Ansari, bu gelişmelerin ardından yaptıkları ortak açıklamada, ''Bölge zaten insani krizlerle boğuşuyor; yeni bir savaş, Yemen'den Suriye'ye, Lübnan'dan Irak'a kadar her yeri ateşe verir'' uyarısında bulundu.
Uluslararası toplumdan da benzer endişeler yükseliyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri, taraflara itidal çağrısı yaparken, Avrupa Birliği diplomatik çözüm için arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı. Rusya ve Çin ise ABD'yi tek taraflı eylemlerle bölgeyi kaosa sürüklemekle suçluyor. Uzmanlar, ABD Kongresi'ndeki bu tür karşıt seslerin, olası bir askeri müdahale kararını zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik savaş tehditleri, Türkiye için doğrudan güvenlik riskleri barındırıyor. Olası bir çatışma, Türkiye'nin güney sınırında ve Irak'ın kuzeyinde istikrarsızlığı derinleştirebilir; mülteci akınlarını artırabilir ve enerji hatlarının güvenliğini tehdit edebilir. Ankara, İran ile ekonomik ilişkilerini sürdürürken, ABD'nin yaptırım baskısı ile karşı karşıya. Bu nedenle Türkiye, bölgede diplomasiyi önceleyen bir tutum izliyor ve tarafları sağduyuya çağırıyor. Kongre üyelerinin savaş karşıtı çıkışları, Ankara'nın da savunduğu 'krizlerin diyalogla çözümü' ilkesiyle örtüşüyor. Türkiye'nin bu süreçte hem ABD hem İran ile iletişim kanallarını açık tutarak, tansiyonu düşürmek için arabulucu bir rol üstlenmesi beklenebilir.