Cumhuriyetçi Parti'nin emekli olacak senatörlerinden Thom Tillis, Başkan Donald Trump'ın öncelikli yasama gündemi olan SAVE America Act hakkında Perşembe sabahı Senato kürsüsünde sert bir konuşma yaptı. Kuzey Karolina temsilcisi Tillis, söz konusu yasanın seçmen kimliği zorunluluğunu sıkılaştıran düzenlemesini 'aşırı' olarak nitelendirerek, yasanın önüne geçmek için elinden geleni yapacağını söyledi. Tillis, partisinin son dönemde Trump yönetimine en sert muhalefet eden isimlerinden biri haline gelmişti.
Gelişmenin arka planı
SAVE America Act (Seçmen Güvenliği ve Adaleti Yasası), Trump yönetiminin seçim güvenliği konusundaki bayrak taşıyıcısı olarak görülüyor. Yasa, federal seçimlerde oy kullanmak için fotoğraflı kimlik zorunluluğu getiriyor ve posta yoluyla oy kullanma sürecini önemli ölçüde kısıtlıyor. Trump, 2020 seçimlerinin 'çalındığı' iddialarını sürdürürken, bu yasayı seçim sahtekarlığını önlemek için kritik adımlardan biri olarak tanıtıyor.
Ancak Tillis, yasanın bu haliyle geçmesi durumunda milyonlarca Amerikalının oy kullanma hakkını kısıtlayacağını savunuyor. Tillis, Senato konuşmasında, 'Seçmen kimliği zorunluluğu makul olmalı, ancak bu yasa sivil hakları hedef alıyor. Her vatandaşın oy kullanma hakkını korumalıyız, ayrımcı uygulamalara izin vermemeliyiz' ifadelerini kullandı. Tillis'in bu çıkışı, Cumhuriyetçiler arasında Trump'a karşı giderek büyüyen bir muhalefet dalgasının parçası olarak yorumlanıyor.
Tillis, 2022 ara seçimlerinde yeniden aday olmayacağını açıklamıştı. Bu nedenle, parti içi baskılardan bağımsız hareket etme özgürlüğüne sahip olduğu değerlendiriliyor. Tillis, geçmişte de Trump'ın bazı politikalarına karşı çıkmış, özellikle göçmenlik ve ticaret konularında farklı sesler yükseltmişti.
Bölgesel ve küresel boyut
SAVE America Act, ABD'de seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirirken, Tillis'in muhalefeti yasanın Senato'da geçme şansını azaltıyor. Cumhuriyetçilerin Senato'da dar bir çoğunluğu bulunmasına rağmen, Tillis'in blokajı yasanın komitede takılıp kalmasına neden olabilir. Demokratlar ise yasayı 'oy verme hakkına saldırı' olarak nitelendiriyor ve tamamen reddediyor.
Küresel ölçekte, ABD'deki seçim güvenliği yasaları diğer demokrasilerde de yakından takip ediliyor. SAVE America Act'in sıkı kimlik zorunluluğu, ABD'de özellikle azınlık gruplarının oy kullanmasını zorlaştırabileceği gerekçesiyle uluslararası insan hakları örgütlerinin eleştirisine hedef olmuştu. Tillis'in itirazı, bu eleştirileri haklı çıkarır nitelikte bir adım olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları, Türkiye'nin dış politikasını doğrudan etkilemese de, küresel demokrasi standartları açısından önem taşıyor. Seçim süreçlerinin güvenilirliği, uluslararası toplumun ABD'ye olan güvenini etkileyebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde demokratik değerler ve sivil haklar konusunda sık sık eleştirilerle karşılaşan bir ülke olarak, ABD'de bu tür tartışmaların yaşanmasını kendi tezlerini güçlendirecek bir argüman olarak kullanabilir. Ancak somut bir etki beklenmemektedir.