Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde 2022'de imzalanan barış anlaşmasına rağmen, sağlık sistemine yönelik şiddet olaylarının devam ettiği ortaya çıktı. Yeni araştırmalar, sağlık çalışanlarına saldırılar, ambulansların engellenmesi ve sağlık tesislerinin silahlı gruplarca ele geçirilmesi gibi olayların hâlâ yaşandığını gösteriyor. Bu durum, bölgede zaten kırılgan olan sağlık altyapısının tamamen çökme riskiyle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Tigray Savaşı, Kasım 2020'de Etiyopya federal hükümeti ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasında başlamıştı. İki yıl süren çatışmalar sonucunda on binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi ve bölgede büyük bir insani kriz yaşandı. Kasım 2022'de imzalanan Pretoria Barış Anlaşması ile çatışmalar resmen sona erdi, ancak sahada kalıcı bir istikrar sağlanamadı.
Araştırmacılar, barış anlaşmasından sonraki dönemde de sağlık personeline yönelik tehditlerin sürdüğünü tespit etti. Özellikle kırsal bölgelerde sağlık çalışanlarının silahlı gruplar tarafından hedef alındığı, tıbbi malzeme taşıyan konvoyların yağmalandığı ve hastanelerin askeri amaçlarla kullanıldığı rapor ediliyor. Bu saldırılar, bölgede zaten sınırlı olan sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini daha da azaltıyor.
Tigray'da sağlık sistemi savaş öncesinde de yetersiz durumdaydı, ancak savaş sırasında hastanelerin büyük bölümü yıkıldı veya ağır hasar gördü. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, bölgedeki sağlık tesislerinin yüzde 80'inden fazlası etkilenmiş durumda. Ayrıca, sağlık çalışanlarının büyük bir kısmı bölgeyi terk etmek zorunda kaldı; bu da kalan personelin üzerindeki yükü artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tigray'daki bu istikrarsızlık sadece Etiyopya'yı değil, tüm Afrika Boynuzu'nu etkileyen bir güvenlik ve insani krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Bölgede devam eden çatışmalar, mülteci akınlarına yol açarak komşu Sudan ve Cibuti gibi ülkelerde de sosyal ve ekonomik baskı oluşturuyor. Ayrıca, Etiyopya'nın ulusal bütünlüğü açısından da ciddi bir tehdit oluşturan bu durum, Afrika Birliği'nin arabuluculuk çabalarını zayıflatıyor.
Uluslararası toplum, barış anlaşmasının uygulanması için Etiyopya hükümetine ve TPLF'ye çağrıda bulunuyor. Ancak, insani yardım kuruluşları bölgeye yeterli erişimin sağlanamadığını ve sağlık hizmetlerinin finansmanında ciddi açıklar olduğunu bildiriyor. Dünya Bankası ve diğer kalkınma kuruluşları, Tigray'ın yeniden inşası için milyarlarca dolarlık yardım sözü verdi, ancak bu fonların etkin bir şekilde kullanılabilmesi için güvenlik koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, sağlık sisteminin çöküşünün bölgedeki zaten yüksek olan salgın hastalık riskini daha da artıracağı konusunda uyarıyor. Savaş sırasında bağışıklama oranlarının düşmesi, kolera ve kızamık gibi önlenebilir hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu durum, küresel sağlık güvenliği açısından da bir tehdit oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda artan diplomatik ve ekonomik nüfuzunu kullanarak Etiyopya'nın istikrarına katkıda bulunabilir. Özellikle sağlık altyapısının yeniden inşası için Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve diğer kuruluşlar aracılığıyla projeler geliştirilebilir. Ayrıca, bölgedeki insani kriz, Türkiye'nin göç yönetimi ve insani yardım politikalarıyla doğrudan bağlantılıdır; bu nedenle krizin derinleşmesi, Türkiye'ye yönelik yeni göç dalgalarını tetikleyebilir. Türkiye'nin bölgedeki etkinliği, uluslararası toplumla işbirliği içinde barış sürecini destekleyerek artırılabilir.