Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinin başkenti Mekelle'de günlük yaşam, iki yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından kısmen normale dönmeye başladı. Ancak kentin yeniden açılması, devam eden istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle halka pek de rahatlama getirmedi. Bölgede hâlâ silahlı çatışmaların sürdüğü ve insani yardımların yetersiz olduğu belirtiliyor. Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile Etiyopya hükümeti arasındaki çatışmalar, 2020'den bu yana yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine ve büyük yıkıma yol açtı. Kasım 2022'de imzalanan barış anlaşmasına rağmen, bölgede güvenlik endişeleri devam ediyor ve geniş çaplı bir savaşın yeniden patlak vermesinden korkuluyor.
Arka Plan: Savaşın Yıkımı ve Barış Anlaşması
Tigray çatışması, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in 2018'de iktidara gelmesinden sonra TPLF ile yaşanan siyasi anlaşmazlıklar sonucu Kasım 2020'de başladı. Çatışmalar hızla yayıldı ve bölgede insani bir krize dönüştü. 2022'nin sonlarında imzalanan barış anlaşması, çatışmaların durdurulmasını ve insani yardımların ulaştırılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması yavaş ilerliyor; silahlı grupların tamamen çekilmemesi ve bölgede kalan Eritre askerleri, istikrarsızlığın sürmesine neden oluyor. Mekelle'de son aylarda bazı dükkânlar ve okullar yeniden açıldı, ancak temel hizmetler hâlâ aksıyor. Elektrik ve su kesintileri sık sık yaşanıyor, hastaneler ilaç sıkıntısı çekiyor. Ekonomik olarak da bölge büyük darbe almış durumda; işsizlik yüksek, tarım ve ticaret durma noktasında. Halk, barışın kalıcı olması için uluslararası toplumun daha fazla destek vermesini bekliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İstikrarsızlık Endişesi
Tigray'deki durum, sadece Etiyopya için değil, tüm Afrika Boynuzu bölgesi için kritik önem taşıyor. Bölgede istikrarsızlığın sürmesi, komşu ülkeler Sudan ve Eritre'yi de etkiliyor. Eritre, çatışmalar sırasında Etiyopya hükümetini desteklemişti ancak şimdi Tigray'deki varlığı nedeniyle eleştiriliyor. Ayrıca, Tigray'deki kriz, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik dinamiklerini de etkiliyor. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, barış anlaşmasının uygulanması için çağrıda bulunuyor. Ancak insani yardımların yetersizliği ve bölgeye erişim kısıtlamaları, uluslararası kuruluşların çalışmalarını zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler, Tigray'de 5,2 milyon kişinin acil yardıma ihtiyaç duyduğunu bildiriyor. Bölgede istikrarın sağlanamaması, geniş çaplı bir savaşın yeniden başlaması riskini artırıyor ve bu durum küresel barış ve güvenlik açısından endişe verici.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tigray'deki gelişmeler, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir durum. Türkiye, son yıllarda Etiyopya ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini güçlendirdi; 2021'de Etiyopya ile askeri işbirliği anlaşması imzalandı. Bölgedeki istikrarsızlık, Türk yatırımlarını ve ticari çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Tigray krizi, Türkiye'nin insani diplomasi ve arabuluculuk rolünü öne çıkarması için bir fırsat olabilir. Türkiye, bölgede barışın tesisi için aktif rol alarak nüfuzunu artırabilir. Ancak, Eritre ile olan ilişkiler ve bölgedeki diğer aktörlerle denge gözetilmesi gerekiyor. Türk dış politikası açısından, Tigray'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki güvenlik dinamiklerini etkileyerek Türkiye'nin deniz ticaret yolları üzerindeki çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir.