Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde Brahmaputra Nehri üzerinde inşa ettiği 167,8 milyar dolar değerindeki dev baraj projesi, aktif bir deprem fay hattı üzerinde yer alması nedeniyle Çinli jeologlar tarafından güvenlik endişesiyle sorgulanıyor. Çin hükümeti, geçtiğimiz Temmuz ayında resmen yapımına başlanan dev barajın dünyanın en büyük hidroelektrik santrali olacağını ve yılda 300 milyar kilovatsaat elektrik üreteceğini açıklamıştı. Ancak projenin, Yarlung Tsangpo (Brahmaputra'nın Tibet'teki adı) Nehri'nin Büyük Kanyon bölgesinde, aktif tektonik hareketlerin yoğun olduğu bir alana inşa edilmesi, deprem riskini artırıyor.
Jeologlardan gelen uyarılar ve projenin arka planı
Çin Bilimler Akademisi'ne bağlı jeologlar, baraj sahasının Hint-Avustralya ve Avrasya levhalarının çarpışma bölgesinde, yani Himalayalar'ın oluşumuna neden olan aktif fay hatları üzerinde olduğunu belirtiyor. Bölgede geçmişte büyük depremler yaşandı; 1950'deki Assam-Tibet depremi 8,6 büyüklüğündeydi ve binlerce kişinin ölümüne yol açmıştı. Jeologlar, barajın bu tür bir depreme dayanıklı olup olmayacağını sorgularken, Çin hükümeti ise projenin en yüksek güvenlik standartlarında inşa edildiğini savunuyor. Barajın, 60 milyon kilovat kapasiteyle 30'dan fazla Three Gorges Barajı'na eşdeğer olması planlanıyor. Ancak uzmanlar, böylesine büyük bir yapının deprem anında yıkılması halinde sadece Tibet'te değil, aşağı havzadaki Hindistan ve Bangladeş'te de yıkıcı sellere yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Proje, Çin'in 14. Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında yer alıyor ve enerji ihtiyacını karşılamak için kilit öneme sahip. Çin, 2060 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda hidroelektrik enerjiye büyük yatırım yapıyor. Ancak barajın çevresel ve jeolojik riskleri, projenin sürdürülebilirliğini tartışmaya açıyor. Ayrıca, Brahmaputra Nehri'nin aşağı havzasında yer alan Hindistan, barajın su akışını kontrol etme potansiyeli nedeniyle endişeli. Hindistan, Çin'in nehir üzerinde inşa ettiği barajların, kurak dönemlerde su kesintisine yol açabileceğini ve sel riskini artırabileceğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Su savaşları mı, enerji dönüşümü mü?
Brahmaputra Nehri, Tibet'ten doğup Hindistan ve Bangladeş'ten geçerek Bengal Körfezi'ne dökülüyor. Nehir, iki ülke için de hayati öneme sahip; Hindistan'ın kuzeydoğu eyaletlerinin sulama ve içme suyu ihtiyacının büyük kısmını karşılıyor. Çin'in nehir üzerindeki baraj projeleri, iki ülke arasında bir gerginlik kaynağı. Hindistan, Çin'in su akışını bir silah olarak kullanabileceğinden korkuyor. Çin ise projenin sadece elektrik üretimi için olduğunu ve su akışını etkilemeyeceğini belirtiyor. Ancak jeologların uyarıları, bu gerilime yeni bir boyut ekliyor: Barajın depremde yıkılması durumunda, aşağı havzada büyük bir insani felakete yol açabilir.
Küresel ölçekte, bu proje Çin'in büyük altyapı yatırımlarının bir parçası olarak dikkat çekiyor. Ancak çevresel ve sosyal maliyetler, özellikle iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sorgulanıyor. Barajın devasa boyutu, doğal yaşamı ve biyolojik çeşitliliği tehdit ederken, bölgedeki Tibetli topluluklar da yerlerinden edilebilir. Çin hükümeti, projenin çevresel etkilerini en aza indirmek için önlemler aldığını iddia etse de, bağımsız uzmanlar bu iddiaları yeterli bulmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin'in büyük altyapı projelerini yakından takip ediyor. Bu barajın güvenliği, Türkiye'nin de deprem kuşağında yer alması nedeniyle önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, özellikle Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde inşa ettiği barajlarla benzer bir su politikası izliyor; bu da komşu ülkelerle su sorunlarına yol açıyor. Çin'deki bu gelişme, Türkiye'nin baraj güvenliği ve uluslararası su hukuku konularında daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Çin'in enerji dönüşümü hedefleri, Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımları için bir referans olabilir. Ancak jeolojik riskler, Türkiye'deki baraj projeleri için de bir uyarı niteliği taşıyor.