İngiltere hükümeti, Kent ile Essex arasında inşa edilmesi planlanan ve maliyeti giderek artan Aşağı Thames Geçişi (Lower Thames Crossing) projesi için ek 174 milyon sterlinlik kaynak ayırdı. Projenin toplam maliyetinin 3 milyar sterlini aşması beklenirken, mil başına düşen maliyetin HS2 demir yolu projesini bile geride bıraktığı belirtiliyor. Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “spiralling” (fırlayan) olarak nitelendirilen faturanın kontrol altına alınması için ek kaynağın gerekli olduğu ifade edildi.
Artan Maliyetler ve Tepkiler
Proje, Thames Nehri’nin altından geçecek 14,3 mil uzunluğundaki bir tünel ve bağlantı yollarını kapsıyor. İlk olarak 2009’da gündeme gelen ve uzun yıllardır planlama aşamasında olan geçiş, bölgedeki trafik sıkışıklığını azaltmayı hedefliyor. Ancak maliyetlerin sürekli artması, projenin kamuoyunda eleştirilmesine neden oluyor. Mil başına maliyetin 210 milyon sterlini bulması, HS2’nin mil başına maliyeti olan 170 milyon sterlini aşmış durumda. Muhalefet partileri ve bazı çevre grupları, bu kadar yüksek bir harcamanın kamu kaynaklarının israfı olduğunu savunuyor. Bakanlar ise projenin ekonomik büyümeye katkı sağlayacağını ve binlerce istihdam yaratacağını belirtiyor.
Ek kaynağın hangi kalemlerde kullanılacağı henüz netleşmezken, projenin inşaatının 2026’da başlaması ve 2032’de tamamlanması planlanıyor. Ancak artan maliyetlerin takvimi de etkileyebileceği endişesi var. Ulaştırma Bakanı Mark Harper, “Bu proje, Birleşik Krallık’ın en büyük altyapı yatırımlarından biri ve maliyetleri kontrol altında tutmak için kararlı adımlar atıyoruz” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Aşağı Thames Geçişi, yalnızca İngiltere için değil, Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri olan Birleşik Krallık’ın altyapı politikaları açısından da önem taşıyor. Proje, Brexit sonrası ticaret hacmini artırma ve Doğu İngiltere’nin lojistik merkez olarak önemini pekiştirme amacını taşıyor. Ancak artan maliyetler, İngiltere’nin büyük ölçekli altyapı projelerini yönetme kapasitesine ilişkin soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Özellikle HS2’deki bütçe aşımları ve gecikmeler, kamuoyunun bu tür projelere güvenini sarsmış durumda. Ekonomistler, yüksek maliyetlerin vergi mükelleflerine ek yük getireceğini ve diğer kamu harcamalarında kesintilere yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle İstanbul Boğazı ve Çanakkale Köprüsü gibi büyük altyapı projelerinde benzer maliyet ve planlama zorluklarıyla karşılaşmıştır. İngiltere’deki bu gelişme, büyük ölçekli ulaşım yatırımlarının finansmanı ve bütçe yönetimi konusunda uluslararası bir örnek teşkil etmektedir. Türkiye’nin de kamu-özel iş birliği modelleriyle yürüttüğü mega projelerde maliyet aşımları ve gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu haber, Türk karar alıcılar için proje fizibilitesinin ne kadar kritik olduğunu ve şeffaf bütçe yönetiminin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Ayrıca, Avrupa’daki altyapı yatırımlarının ekonomik durgunluk dönemlerinde nasıl bir istihdam ve büyüme aracı olarak kullanıldığı, Türkiye’nin kendi politikalarına ışık tutabilir.