Çin merkezli e-ticaret platformu Temu'nun Birleşik Krallık'taki satışları, geçtiğimiz yıl iki katından fazla artarak 171 milyon dolara (yaklaşık 135 milyon sterlin) yükseldi. Şirketin hızlı büyümesinde, değeri düşük küçük paketlerin gümrük vergisinden muaf tutulmasını sağlayan yasal boşluktan yararlanması etkili oldu. Bu durum, İngiliz perakende sektöründe ve vergi otoritelerinde endişe yaratıyor.
Gelişmenin arka planı: Temu'nun yükselişi ve vergi muafiyeti
Temu, 2022'de ABD'de hizmete girdikten sonra hızla küresel bir oyuncu haline geldi. Ucuz ürünleri doğrudan Çin'den tüketicilere ulaştıran platform, İngiltere pazarına da iddialı bir giriş yaptı. Şirketin başarısının arkasında, 135 sterlinin altındaki paketlerin ithalat KDV'sinden ve gümrük vergisinden muaf tutulması yatıyor. Bu kural, aslında küçük hediyelik eşyalar için tasarlanmıştı ancak Temu gibi dev e-ticaret şirketleri, her bir siparişi ayrı paketler halinde göndererek bu muafiyetten sistematik olarak yararlanıyor.
İngiltere'de perakende sektörü temsilcileri, bu durumun haksız rekabete yol açtığını savunuyor. Yerel mağazalar ve çevrimiçi satıcılar, KDV ve gümrük vergilerini ödemek zorunda kalırken, Temu'nun bu yükümlülüklerden kaçındığını belirtiyor. Ayrıca, ürün kalitesi ve güvenliği konusunda da denetim eksikliği olduğu iddia ediliyor. İngiltere Hazine'si ve Vergi Dairesi (HMRC), konuyu incelemek üzere harekete geçmiş durumda. Geçtiğimiz aylarda milletvekilleri, hükümete bu boşluğun kapatılması çağrısında bulundu.
Temu'nun satışlarındaki artış, pandemi sonrası dönemde tüketicilerin fiyat odaklı alışverişe yönelmesiyle de örtüşüyor. Yüksek enflasyon ve yaşam maliyeti krizi, İngiliz tüketicileri daha ucuz alternatiflere itiyor. Temu, agresif pazarlama stratejileri ve sosyal medya kampanyalarıyla bu talebi yakaladı. Ancak şirketin büyümesi, sürdürülebilirlik ve etik üretim sorularını da beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Vergi boşlukları ve ticaret savaşları
Temu'nun İngiltere'deki başarısı, küresel e-ticaretin vergilendirilmesi konusundaki tartışmaları derinleştiriyor. ABD'de de benzer bir muafiyet (de minimis) kuralı bulunuyor ve Temu, Shein gibi Çinli platformlar bu kural sayesinde ABD pazarında hızla büyüdü. Amerika'da bazı senatörler, bu muafiyetin kaldırılması için yasa teklifi sundu. Avrupa Birliği ise 2021'de KDV reformuyla düşük değerli paketleri de vergilendirmeye başladı; ancak gümrük vergisi muafiyeti halen geçerli.
İngiltere, Brexit sonrası bağımsız ticaret politikası izlerken, bu tür vergi boşlukları daha da belirgin hale geldi. Ülke, Çin ile ticaretinde dengeleri gözetmeye çalışırken bir yandan da yerel perakendeyi korumak istiyor. Temu'nun başarısı, geleneksel perakende zincirlerinin dijital dönüşümde zorlanmasının bir yansıması olarak da okunabilir. Amazon gibi devler bile artan rekabet karşısında fiyat baskısı yaşıyor.
Küresel ölçekte, e-ticaret devlerinin vergi cennetleri ve düzenleyici arbitraj yoluyla avantaj sağlaması, uluslararası vergi reformu çabalarını zorluyor. OECD'nin dijital vergi anlaşması henüz tam olarak uygulanmadı. Temu örneği, bu boşlukların nasıl kullanıldığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Temu'nun İngiltere'deki vergi muafiyetinden yararlanarak satışlarını katlaması, Türkiye'nin de yakından takip etmesi gereken bir gelişme. Türkiye'de de benzer şekilde, düşük değerli ithal ürünler için gümrük vergisi muafiyeti bulunuyor (150 avroya kadar). Bu durum, yerli e-ticaret ve perakende sektörünü olumsuz etkileyebilir. Türkiye, yerli üretimi ve KOBİ'leri korumak için bu muafiyeti gözden geçirebilir. Ayrıca, Çin ile ticaret açığı ve ithalat bağımlılığı açısından da ders çıkarılabilir. Vergi adaleti ve rekabet eşitliği sağlanmazsa, Türkiye'de de benzer tartışmalar alevlenebilir.